Temmuz 17, 2007 , 2007

Rear Window: Röntgenciliğin Doğası


“Dünyanın gerçek gizemi ‘görünmeyen’ değil, ‘görünen’dir.” Oscar Wilde


Klasik görüş, kadınların seyretme yoluyla çok güç uyarıldıklarından, genel olarak röntgenciliğin erkekler için geçerli olduğu yönündedir. Yine klasik tanıma göre, röntgenciler çoğunlukla içe dönük, kendine güveni yeter derecede olmayan, baskı altında yetişmiş kişilerdir ve bu nedenle herhangi bir aktif ilişkiye girmekte sorun yaşarlar. Fakat sözkonusu olan bir Alfred Hitchcock filmiyse eğer, röntgencilik mevzuunda yolumuz “yolları çatallanan bahçe”ye düşebilir. Çünkü Hitchcock Rear Window’da (1954, Arka Pencere), bu bilindik şemayı dönüştürerek, öyküsünü daha karmaşık bir hale büründürmek için elinden geleni yapar (siz mcguffin’i aklınızın bir kenarında tutun). Öncelikle, öykünün merkez figürü Jefferies’i  (James Stewart) bu şemanın dışında yer alması kuvvetli; yani bir birlikteliği olan, kendine güvenen, kararlı bir portre olarak konumlandırır. Sonra, figürünü bacağı alçıda, eve mahkum, bu yönüyle de “röntgencilik oyunlarını” sadece sıkıntıdan, biraz da meraktan eyleme geçiren bir özne biçiminde sunarak ikinci kez şemanın dışına çıkar. Üçüncü ve son olarak, bir cinsel sapma şeklinde nitelendirilmesi kaçınılmaz olan röntgencilik faaliyetini, cinsel elbisesinden tümüyle soyarak, figürünün merak duygusunu kamçılayan ana unsur olarak “bir cinayetin gizemini aydınlatmak amacıyla röntgenleme faaliyeti”ne indirger.

 

Jefferies'i etkilemek için ne yapmalı?

 

Peki ama öyle mi?


Jefferies aşkın, mutluluğun kendisi olmadığını bilir gibidir. Kendi aşkından görünüşte kuşku duymasa bile, biraz önem arzeden her şeyden kuşku duyabilen bir yapıya sahiptir. Sözü fazla uzatmadan şöyle diyelim: Jefferies, ne denli çekici ve zarif olursa olsun, Lisa’dan (Grace Kelly) ruhen uzaktır. Bu “ruhsal uzaklık” Jefferies’in cinselliğini de köreltmiştir. Belki de, kendi çocuklunda bulamadığı sevgiyi, ilgi ve şefkati Lisa’ya çok görmektedir; tabii bilinçsiz olarak. Öte yandan Jefferies, Lisa’nın cinsel birleşme arzusunu birkaç kez ısrarla reddettiği içindir ki, bu “röntgenleme”, bu “keşif” arzusu sırf meraktan, çocuksu bir oyun oynama içgüdüsünden ileri gelmemektedir. Aslına bakılırsa Jefferies, bütün bu gözetleme eyleminden “yapay bir orgazm” yaşamaktadır. Elinden düşürmediği “dürbün” ise cinsel organının yerini tutmaktadır.

 

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir...


Hitchcock, röntgenciliğe ilgisini başlangıçta zayıf olarak yansıttığı bir diğer figürü Lisa’yı zamanla hevesli, hatta “röntgenlenen evin sınırı”ndan içeri girmeyi göze alabilen atak ve cesur bir özne olarak biçimlendirir. Ki bütün bu olup bitenler, yani Lisa’nın “gizem”i aydınlatmaktaki kararlılığı ve sonuç olarak malum evin içerisine soğukkanlılıkla girmesi, Lisa evin içindeyken Jefferies’in evi röntgenlemeye devam etmesi ve bu nedenle yaşanan gerilim başfigür Jefferies’in “yapay orgazmını” sağaltmaktan öte bir anlam taşımaz. Yatak odasındaki “soğuk sarışın”, “eylem alanı”na adın atarak çekiciliğini yeniden kazanır. Jefferies’in peşinden sürüklendiği (siz röntgenleme eylemi olarak okuyun) puzzle, cinsel heyecanını harekete geçiren, “yapay orgazmının” daha doyurucu olmasını sağlayan bir “gösteri dünyası”dır. Fakat beklenmedik şeyleri (Örneğin Lisa’nın şiddete maruz kalmasının ardından bir süreliğine  “içeri” düşmesi, Jefferies’in ise gizemli evin sahibi tarafından pencereden aşağı atılması.) göze almak şartıyla…

Yazan: sinefil78



EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>
Bu yazıyı paylaşın!

  1. Yazan: isimsiz | Tarih: Ekim 28, 2007 Saat:
    Konu: sağolun
    Kısa ancak güzel bir analizdi. Diğer Hitchcock filmleriyle ilgili yorumlarınızı bekliyorum. Bu filmi defalarca seyretttim ama ayrıntılarda hala kaçırdığım noktalar vardır.

    Bağlantı >

  2. Yazan: sinefil78 | Tarih: Temmuz 31, 2007 Saat:
    Konu: Rear Window
    çok kısa bir yorumdu aslında. buna karşın beğendiğiniz için çok teşekkürler. daha önce vertigo (ölüm korkusu) hakkında da kısa bir yorum yazmıştım. orada alfred hitchcock filmlerini zamanla inceleyeceğimi söylemiştim. biraz geç olsa da tekrardan hitchcock'a dönebildim. yakında rebecca, 39 basamak, psycho gibi filmlerini de tek tek kritik edeceğim.

    selamlar...

    Bağlantı >

  3. Yazan: shelley | Tarih: Temmuz 21, 2007 Saat:
    Konu: Arka Pencere
    Çok lezzetli bir inceleme. Bir solukta okudum. Tebrikler.

    Bağlantı >

  4. Yazan: TrApEZuNdA | Tarih: Temmuz 17, 2007 Saat:
    Konu: Rear Window
    Zevkle okudum, film okuma dersi tadında bir yazı. Görüşmek üzere...

    Bağlantı >

  5. Yazan: lukasm | Tarih: Temmuz 17, 2007 Saat:
    Konu: Rear Window
    Hitchcock'un romana bireysel çok şey katarak sinemaya uyarladıgı filmdeki seyirci üzerinde kurdugu o tek mekan geriliminden kurtulmak zor. Gerilim ve mizah duygusunu çok iyi şekilde işlemesi hikayesindeki zenginligi, enfes görsellikle tamamlaması gerilimi üst düzeye çıkarmış. Bu filmin oyuncu yönetimi ve paralel kurgusu seyirci ve paranoyak atmosfer arasındaki bağı güçlendirmesi enfes. Yer yer mizahi ve tüyler ürpertici olan bu röntgencilik ve cinayet hikayesinde sinemanın en iyi oyuncularından Akademi ödüllü James Stewart ve Grace Kelly üst düzey oyunlarıyla boy gösteriyor. Tam bir psikolojik gerilim şöleni... Filmi üç fikir kadrajına sığdırman çok zevkliydi... Ellerine Sağlık...

    Düzenleyen sinefil78 gün: 17/7/2007 saat: 16:05

    Bağlantı >