Kasım 3, 2008 , 2007

Du rififi chez les hommes {Rififi} / Jules Dassin – 1955

Ne Topkapı, ne The Killing, ne Asphalt Jungle ne de To Catch a Thief… Soygun, bu denli ustalıklı şekilde çok az yansıtılabilmiştir fikrimce.

(İzlememiş olanların okumaması tavsiye olunur!)

Jules Dassin, sinema tarihine pek çok kara film armağan etmiş; kendisinden sonraki yönetmenleri tarzıyla çok çok etkilemiştir. Öyle ki Samuel Fuller neyse Jean Renoir neyse Dassin de odur diyebiliriz. Başrolü eşi Melina Mercouri’ye verdiği ‘Never on Sunday’ {Pazarları Asla}; bir başka soygun klasiği olup bizlerin de yakından aşina olduğu ‘Topkapı’; 1990′larda De Nirolu bir tekrar çevrimi de yapılan ‘Night and the City’ en bilinen yapımları. McCarthy döneminde ülkesini terketmek zorunda bırakılmış sinemacılardan sadece biridir Dassin ve Rififi de Fransa’da çektiği ilk filmdir. Kendisine Cannes’da ödül kazandırmış olması hiç mi hiç önemli değil! Rififi öyle bir film ki, onu çekip almak demek, soygun janrının sanki hep bir eksik kalması demek olacaktır.


En katmerlisinden bir noir olan 1955 tarihli bu film, çok sert/ketum bir başkarakteri de içinde barındırır: ‘Tony’. Sabıkalı bir hırsız olan adamımız, hapishaneden çıktıktan sonra bir taraftan eski düzenini tekrar kurmaya çalışır (aftosu olan Mado’yu, bir pavyonda, Pierre adlı karanlık bir kodamanın kollarında bulacak.); öte yandaysa dostları Mario ve Jo’nun cazip teklifine direnmeye çalışır: Üç katlı ve işlek bir arterde bulunan kuyumcu soyulacaktır. Tercihen iş geceyarısına doğru başlayacak; çiçekçi kızın dükkanını açtığı sabah 6′dan önce bitirilmeye çalışılacaktır. Bir de Milanolu bir kasa ustası katılır ekibe: Cesar… Ekip tamamlanmıştır. (Tony, Mario, Jo, Cesar.)


Dassin, eşi benzeri görülmemiş soygun sahnesi başta olmak üzere (20 dakikadan fazla sürer ve diyalog/monolog barındırmaz), müthiş bir gerilim sunar izleyiciye. Adım adım ritmini yükselten bir gerilimdir bu! Filmde dikkat edilirse iyiler / kötüler arasında çok keskin bir ayrım yoktur. (Hoş, kara filmler çoğunlukla böyleler!) Pierre ve çetesi ne kadar masumsa, Tony ve adamları da o denli masumdur. Erkek egemen, şiddet ve menfaat ile örülü bir dünyadır burası. İdealize edilmiş erdem gösterilerine girişmez Dassin: Soygun sonrası paranın (mücevheratın) kokusunu alan Pierre ve adamlarınca yakalanan Cesar, yakın arkadaşlarını ele vermekten bir an bile çekinmez.


Gördüğüm en karamsar anlatımlardan birine sahiptir ayrıca. Bir tane sağ kahraman bırakmaz yönetmen.

Bunu çok az film hakkında söylerim ancak gönül rahatlığıyla diyebilirim ki: Türünde tartışmasız bir başyapıt! Çok büyük bir film!

İmza: okaliptus80

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>
Bu yazıyı paylaşın!

  1. Yazan: green | Tarih: Kasım 12, 2008 Saat:
    Konu: Soygun Filmleri
    Rififi belirttiğiniz gibi soygun sahnesi ile sinema tarihine geçmiş bir klasiktir. Bende kara filmin avrupalı ustası Jean-Pierre Melville in Un flic filmini sinefillere tavsiye edeceğim yazınız kanalıyla. Alain Delon un baş rolde olduğu bir film Un flic. Soygun sahneside diyalgsuz çekilmiş. Küçük bir kaç konuşmayı saymazsak eğer... Film aynı zamanda melville in en çok sevilen filmlerinde biri olarak kabul görüyor. İyi seyirler...

    Sevgiler

    Bağlantı >

  2. Yazan: THEM | Tarih: Kasım 6, 2008 Saat:
    Konu: Rififi
    Çok güzel bir film çok güzel bir yazı eline sağlık

    Bağlantı >