Mayıs 29, 2007 20:08, 2007

David Cronenberg’in Postmodern Toplum Eleştirisi: Crash


Erotizmin Dili


“Erotizm, basit cinsel faaliyetten farklı olarak, doğal üreme ortamından ve çocuk sahibi olma arzusundan bağımsız ruhsal bir arayıştır… Erotizm, yaşamı kabullenmek ama ölümü de içerecek ölçüde kabullenmek demektir.” Georges Bataille


Sayısı günbegün azalan auteur’lardan Kanadalı yönetmen David Cronenberg’in yeraltı edebiyatının önemli isimlerinden J.G. Ballard’ın (Türkçede yayımlanan diğer eserleri arasında Steven Spielberg’in filme aldığı Güneş İmparatorluğu’nu ve de Rüyalar Diyarı’nı anabiliriz.) 1973’te yayımlanan aynı adlı kült romanından uyarladığı Crash (1996, Çarpışma), otomobil kazaları ile cinsel doyum /orgazm arasında kurduğu koşutluklarla öne çıkan bir yapıt. Başfigür James Ballard aracılığıyla cinsellik arama saplantısının doğasına konuk ediliyoruz. Yalnız bu “sisli” ve “içine girilmesi meşakkatli” dünyanın tuhaf ve çarpıcı mekanlarında bize kılavuzluk eden kişi, yani James Ballard (James Spader) özdeşleşimi imkansız bir karakter, bunu baştan söylemek gerek. James Ballard’ın Catherine Ballard (Deborah Kara Unger) ile yaşadığı rutin ve olağan, renksiz ve silik evliliği, hülasa hayatının yavaşlığı/durağanlığı yerini otomobillerin hızına ve bu hızın coşku, keşif ve heyecanına bırakıyor; fakat bu hızlı serüvende Ballard da bizi yalnız bırakıyor, bize ise bu serüveni salt gözlemci olarak takip etmek kalıyor… Fakat riskli ve kolay olmayan bir iş bu.


Helen Remington’ın (Holly Hunter) kullandığı aracın Ballard’ın aracına çarpması, Ballard için farklı bir evrene giriş bileti olacaktır. Helen Remington’ın rehberliğinde James Dean’in trafik kazasında ölümünün yeniden-sunumunu bir ayini izliyormuşçasına zevk ve tutkuyla izleyen bir cemaatin içine dalan Ballard, önce biraz ürkecek, sonra bundan, yani otomobil kazalarından zevk duymaya başlayacaktır. Helen aracılığıyla Vaughan (Elias Koteas) ve Gabrielle (Rosanna Arquette) ile de yolu kesişen Ballard için bundan sonrası cinsellik ile teknoloji bebeklerinin içi içe geçtiği bir dünyada zevk ve hazzın sınırlarını keşfe çıkmak, ölüm’ün sınırlarını zorlamak olacaktır.



Film boyunca, otomobillerin sapkın cinsel eylemlerin (Ballard ile Catherine, Vaughan ile Catherine ve yine Vaughan ile bir fahişe özelinde heteroseksüelizm, Gabrielle ile Helen özelinde lezbiyenlik, yine Vaughan ile Ballard üzerinden eşcinsellik film boyunca karşımıza çıkan türlü çeşitli cinsel tercih biçimleridir; yalnız eş ya da eküri değiştirmenin bilinçli olarak benimsendiğini de yine söylemekte yarar var. Arabaların hızı da cinsel birleşmelerin hızına paralel.) teknolojik mekanı olduğunu görüyoruz. Otomobillerin bir arzu nesnesi olarak çekiciliği, hatta bedenin/etin yerini alması, otomobillerin çarpışmasının birer cinsel birleşme örneği biçiminde algılanması, kazalardan alınan yaralardan erotik arzu ve heyecan duyulması, yara ve kesiklerin bizzat cinsel organların yerine geçmesi ve dahası bu yara ve kesiklerden dolayı bedenin/etin organdan yoksun kılınması, sürreal bir fantasmalar alemi yaratıyor. Buradan itibaren Crash; yabancılaştırıcı, özdeşleşimi olanaksız kılan araçları nedeniyle simgesel bir yapıt sıfatını kazanıyor: logos’un yerine teknoloji-beden’in konuştuğu… Zira karakterleri tanımada baskın sinemasal bir araç olan diyalog yerine bedenin ve bu yolla cinselliğin dillendiği bir film Crash. Açıklamaların, tahlillerin geri plana itildiği, salt görüntülerin konuştuğu… Erotizm ve pornografi arasındaki ince çizgide gidip gelerek… Yine de seksi bayat ve sığ, yani işlenmemiş haliyle sunarak salt “uyarma” veya “tatmin etme” ereğindeki pornografiden; bir başka deyişle, cinsel eylemi sosyal ya da psikolojik/psikopatolojik konumundan sıyırması ve cinsel eylemle başlayıp orada tıkanması kaçınılmaz olan pornografiden farklı olarak Crash, kendisine dayanak ve çıkış noktası olarak refah toplumlarındaki “cinsel arzu üretimi” veya “cinsel arzu tüketimi” gibi psikolojik, bir başka tarafıyla da ekonomik kavramları baz alması, bunları eleştirel yollu sorunsallaştırması yönüyle pornografiden sapmasını beceriyor. Cinsel eyleme kilitlenen ve orada tıkanıp kalan “özne formülü”, Crash’te yerini, Nietzsche’nin deyimiyle, “arzuladıklarını değil de, arzularını seven” özneye bırakıyor. Arzuyu üretip çarçabuk tüketen, sonunda arzunun kendisine dönüşen özne formülü… Böylece Crash, Marquis de Sade’ın, “Bedenin arzusu ancak öteki bir bedende tatmin olur; fakat düşünce olarak arzu bir sınır tanımaz.” yollu önermesini akıllara getirirken, Wilhelm Reich’in “Cinsellik politik açıdan ele alınmalı.” öğüdünü politiği de içeren ekonomik ve sosyal bir alana yayıyor.


Crash’te, rüya atmosferini görünür kılmada ipnotize edici metalik müziğin (Müzikler; The Fly, Naked Lunch, Dead Ringers gibi birçok filmde David Cronenberg ile birlikte çalışan Howard Shore imzalı) katkısı ve etkileyiciliği de vurgulanmalı.


Erdemi, tözsel içeriği haz ve gösteriye içkin postmodern cemaat toplumuna evrilen yeni-dünyanın tasvir edildiği cesur, farklı ve önemli bir film Crash. Tekrar tekrar seyredilesi…


Meraklısı için notlar: Crash, 1996’da Francis Ford Coppola başkanlığında biraraya gelen Cannes Film Festivali jürisince Jüri Özel Ödülü’ne değer bulundu.


David Cronenberg, oyuncularına doğaçlama yapmalarına izin vermediğinden, Crash’te de konsantrasyon sorunu yaşayan oyuncularını istediği havaya kanalize edebilmek için çok çaba harcamış.


Crash, gösterildiği kimi ülkelerde yuhalanarak protesto edilmiş, kimilerinde de yasaklanmıştır.


Ülkemizde ise, Vaughan ve Ballard’ın otomobildeki cinsel birleşme sahnesi sansürlenmiştir, bunu da anımsatalım.

Yazan: sinefil78



<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>
Bu yazıyı paylaşın!

  1. Yazan: DeaD | Tarih: 2008-11-18 22:28:19 Saat: 2008-11-18 22:28:19
    Konu: Crash
    David Cronenberg'in bu yaklaşılması ve içine girlmesi zor filmine tahammül edebilmek için ayrı bir sinemasal ölçü, farklı bir sanat zevki gerekiyor. Açıkçası ben sevmedim filmi. Crash'in bu ülkedeki temel psikolojik ve sosyolojik meselelerle örtüştüğünü sanmıyorum.

    Bağlantı >

  2. Yazan: sinefil78 | Tarih: 2007-05-29 21:37:10 Saat: 2007-05-29 21:37:10
    Konu: selamlar
    teşekkür ederim sevgili dostum. izlemenin akabinde değerli yorumunu da yazarsın artık. sevgiyle...

    Bağlantı >

  3. Yazan: TrApEZuNdA | Tarih: 2007-05-29 21:01:45 Saat: 2007-05-29 21:01:45
    Konu: Crash
    İzlemek isteyipte bir türlü fırsat bulamadığım filmlerden biriydi "Crash". Ancak merak uyandıran, teşvik edici bu yazıdan sonra sanıyorum birkaç gün içinde izlemiş olurum. Açıkçası çok merak ettim. Teşekkürler sinefil78...

    Bağlantı >