Atıf Yılmaz
Haziran 14, 2007 14:59, 2007
“…popüler kültür ürünü olan filmlerin maalesef gerçekten iyi nitelikli filmlerden daha çok iş yapabildikleri gerçeği var. Bu da tabii ülkenin genel kültürüyle ilgili. Yıldız sistemi hâlâ hakim sinemamıza. Bir ara yıkılır gibi oldu. Yıkılması da gerekli diye düşünüyorum. Ama bizimki gibi toplumlarda, düşüncenizi temsil eden, kitleye ulaştıran kişiler, genellikle medyanın ilgilendiği kişiler olduğu için ister istemez bunlar filmin ticari başarısı açısından önem kazanıyor.”
Atıf Yılmaz (1925-2006), 1950’lerde sinemacılar kuşağı içinde yer almış ve her dönemde kendisini yenilemeyi bilmiş bir sinemacıdır.
Atıf Yılmaz, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okurken Güzel Sanatlar Akademisi’nin resim bölümüne devam etti. 1947’de Tavanarası Ressamları Grubu’na katıldı. Sinema eleştirileri yazdı, film afişleri yaptı, senaryo denemelerinde bulundu.
Atıf Yılmaz 1950’de yönetmen yardımcısı olarak geçtiği sinemada ertesi yıl, Mezarımı Taştan Oyun ve Kanlı Feryat’ı yönetti. Hıçkırık’la (1953) çok tutulan melodramatik romanları sinemaya aktarmaya başladı. Gelinin Muradı’nda (1957) küçük kasabaya yönelerek vodvil ögelerini kullandı. Alageyik (1959) ve Karacaoğlan’ın Kara Sevdası (1959) ise kırsal kesimde geçen ve folklorik ögelerin yer aldığı çalışmaları oldu.
1960-65 arasında iş filmlerine yönelerek büyük gişe başarısı kazanan Ayşecik Şeytan Çekici (1960) ve Murat Davman’ın polisiye serüvenlerini anlatan Ölüm Perdesi (1960) gibi yapımları yönetti. Dolandırıcılar Şahı (1961) ve Allah Cezanı Versin Osman Bey (1961) gibi genellikle başrolde Orhan Günşıray’ın oynadığı filmlerinde ise kendine özgü ve uçarı bir güldürü geleneği başlattı.

1965’ten sonra ise Murat’ın Türküsü (1965), Pembe Kadın (1966), Ölüm Tarlası (1966) ve Kozanoğlu’nda (1967) köy filmlerine yöneldi. Bu dönem filmlerinden Toprağım Kanı (1966) bir yandan Batı emperyalizmine, bir yandan da hâlâ sürmekte olan feodal ilişkilere karşı çıkan bir çalışmaydı. Gene bu dönemdeki Ah Güzel İstanbul’da (1966-1967) büyük kenti fon alarak duygulu ve hüzünlü bir öykü anlattı.
Salako (1974) ve Hasip ile Nasip (1976) gibi filmlerinde Kemal Sunal, Zeki Alasya ve Metin Akpınar gibi tanınmış oyuncuları kullanarak toplumsal yergiye yer veren popüler bir güldürü çizgisine yönelen Atıf Yılmaz, Adak (1979) ve Delikan’da (1981) töreleri eleştirdi. Delikan’daki kimliğini arayan kadın temasına daha sonraki Mine (1982), Bir Yudum Sevgi (1984), Adı Vasfiye (1985), Aaaah Belinda (1985), Kadının Adı Yok (1988), Ölü Bir Deniz (1989) ve Berdel (1990) gibi filmlerinde de yer verdi. Adı Vasfiye’de uyguladığı fantastik anlatımı Aaaah Belinda ve Arkadaşım Şeytan’da (1988) sürdürdü. 1987’de yönettiği ve başrolünü Türkan Şoray’ın üstlendiği Hayallerim, Aşkım ve Sen Türk sinemasına bir saygı sunuşu niteliğindeydi.
Atıf Yılmaz 1960’tan sonra kendi kurduğu ya da ortak olduğu yapımevleri için film yönetmiş, çeşitli sinema dernek ve sendikalarında da görev almıştır.
Atıf Yılmaz Diyor Ki
“Kendime örnek aldığım ya da etkilendiğim kimse yok. Zaman zaman insanın sevdiği sanatçılar oluyor ama değişiyor bunlar da. Kişiliğimde bir mizah duygusu olduğundan herhalde, Pietro Germi’yi çok severim. İtalyan Usulü Boşanma’yı mesela. O tarz filmler çok hoşuma gider ama teknik açıdan beni etkilediklerini zannetmiyorum. En azından bilinçli olarak.”
“Tabii, sinema kitle sanatı. Ayrıca ben sinemayı ciddi bir sanat diye de düşünmüyorum. Yani bir roman yoğunluğunda bir şey anlatacak bir sanat değil… Şu anlamda söylüyorum: bir Stendhal, bir Balzac okuduğunuz zaman çağındaki şeyi görmüyorsunuz. Bugünkü estetik görüşünüz, dünya görüşünüzle görüyorsunuz. Yani masa Balzac’ın anlattığı masa değil, sizin bildiğiniz masa, insan davranışı bugün bildiğimiz şekliyle... Onun için bir roman okurken aslında bir roman yazma imkanımız var… Halbuki sinemada hiçbir şeyi değiştiremiyoruz, bitmiş bir olay. Değiştiremediğimiz için de çabuk eskimeye müsait. Bana sorarsanız on yılda en iyi film bile eskiyor.”
“Hâlâ yüzlerce film yapabilmeyi düşünüyorum. Anılarım da hiç bitmesin. Eski yeni filmlerle, tanıdığım ve tanıyacağım yeni insanlarla, yeni ilişkilerle tazelensin, zenginleşsin istiyorum.”
“Lütfü Akad’ın bir sözü var: ‘Her filmim bir sonrakinin müsveddesidir.’ diye. Benim sinemayı öğrenmem de böyle yapa boza oldu. Eğitimim hukuk aslında. Pek bir şey bilmeden başladım sinemaya. Hata yaptıkça, bunları görme ve düzeltme şansım oldu.”
“Sinema yapmak için her işte olduğu gibi sevmek gerek önce. Bir de, içimdekileri ancak sinema diliyle anlatırım diye bir derdinin olması lazım insanın.”
“Oyuncunun, kendisi dışında bir kişiliğe de dönüşebilmesi gerekir diye düşünüyorum. Bunun örnekleri de var: Marlon Brando, Al Pacino veya Robert de Niro. Meryl Streep ya da. Bunlar kendi kişiliklerinin, kendi kültürlerinin dışındaki karakterleri de canlandırıyorlar. Tabii bu yüzde yüz mümkün değil.”
“Yılmaz Güney roman yazıyordu, öykü yazıyordu. Bir öyküyü kurmayı iyi biliyordu.”
“Her yeni filme başlarken, filmin konusuna, kafamda tasarladığım dünyaya göre, o dünyayı en doğru şekilde gerçekleştirecek bir objektif dizisi seçmeye, bunların filmin dramatik yapısına göre kullanım yerlerini belirlemeye çalışırım. Aynı şeyi filmin aydınlatma üslubu için de düşünürüm. Düşündüklerimi filmin görüntü yönetmeni, şef ışıkçısı ve yardımcılarımla tartışır, uygulamada yanılmamak için objektif ve ışık kullanımının sahnelere göre değişen bir şemasını hazırlatırım... Bu uygulamaların seyirci, hatta sinema eleştirmenleri tarafından fark edildiğini sanmıyorum.”
“Türkiye’de kurgu diye bir şey yok. Kurgunun sinemaya katkısı bir Amerikan sineması gibi değil. Biz her planı aşağı yukarı bir tek açıdan çekiyoruz. Filmi çekerken aslında kurgusunu da yapmış oluyoruz. Kurgucuya kalan, bir hareketi zaman olarak doğru başlamak.”
“Bir Türk filmi dünyanın diğer ülkelerinin filmlerinden ilk bakışta ayrılabilirse, onun evrensel olma şansı da o kadar artıyor. Çünkü siz kendi kültür birikiminizle, kendi kaynaklarınızla, dünya kültürü üzerine yeni bir taş koyabiliyorsanız, yeni bir ufuk açabiliyorsanız, o zaman özgün bir şey yapmış oluyorsunuz ve insanlar sizi kabul ediyor. Çünkü siz onlara yeni bir ufuk açmış oluyorsunuz, yeni bir tat getirmiş oluyorsunuz. Bu yapılmadığı sürece bence evrensel olmanın da imkanı yok.”
“Türkiye’de, çekim koşullarından da kaynaklanan nedenlerle oyuncu üzerinde fazla uğraşıldığını sanmıyorum. Buna ben de dahilim. Bir defa oyunculuk yönetimini çok iyi bilmiyoruz. Bir yönetmenin tiyatro workshoplarına gitmesi lazım mesela. Oyunculuk tekniklerini kendisi de bilmesi lazım.”
Filmografisi ve ödüllerinden bazıları:
Eğreti Gelin (2005)
Eylül Fırtınası (1999)
Nihavend Mucize (1997)
Yer Çekimli Aşklar (1996)

Gece, Melek ve Bizim Çocuklar (1994)
"Tatlı Betüş" (1993) (TV Dizisi)
Düş Gezginleri (1992)
"Safiyedir Kızın Adı" (1991) (TV Dizisi)

Berdel (1990) - 6. Adana Altın Koza Film Şenliği En İyi 2. Film Ödülü; Valencia Film Festivali En İyi Film Ödülü
Ölü Bir Deniz (1989)
Arkadaşım Şeytan (1988)
Kadının Adı Yok (1988)
Hayallerim, Aşkım ve Sen (1987)
Aaaah Belinda (1986) - 23. Antalya Film Şenliği En İyi Yönetmen Ödülü
Değirmen (1986)

Adı Vasfiye (1985) - İstanbul Film Festivali En İyi Türk Filmi Ödülü
Bir Yudum Sevgi (1984) - 21. Antalya Film Şenliği En İyi Yönetmen Ödülü; İstanbul Film Festivali En İyi Türk Filmi Ödülü
Şekerpare (1983)
Seni Seviyorum (1983)

Dolap Beygiri (1982)
Mine (1982)
Delikan (1981)
Talihli Amele (1980)

Adak (1979)
İnsan Avcısı (1979)
Minik Serçe (1979)
Ne Olacak Şimdi (1979)
"Seyahatname" (1979) (TV Dizisi)
Kibar Feyzo (1978)
Köşeyi Dönen Adam (1978)
Acı Hatıralar (1977)
Baskın (1977)
İbo ile Gülşah (1977)
Selvi Boylum Al Yazmalım (1977) - 15. Antalya Film Şenliği En İyi Yönetmen Ödülü
Baş Belası (1976)
Hasip ile Nasip (1976)
Mağlup Edilemeyenler (1976)
Tuzak (1976)
Çapkın Hırsız (1975)
Deli Yusuf (1975) - 13. Antalya Film Şenliği En İyi Yönetmen Ödülü
İşte Hayat (1975)
Zavallılar (1975)
Kuma (1974)
Salako (1974)
Güllü Geliyor Güllü (1973)
Kambur (1973)
Mevlana (1973)
Cemo (1972)
Gelinlik Kızlar (1972)
Günahsızlar (1972)
Köle (1972)
Utanç (1972)
Zulüm (1972) - 9. Antalya Film Şenliği En İyi Yönetmen Ödülü
Ateş Parçası (1971)
Battalgazi Destanı (1971)
Güllü (1971)
Unutulan Kadın (1971)
Yedi Kocalı Hürmüz (1971)
Asktan da Üstün (1970)
Darıldın mı Cicim Bana? (1970)
Kara Gözlüm (1970)
Zeyno (1970)
Kızıl Vazo (1969; 2. çevrim)
Kölen Olayım (1969)
Menekşe Gözler (1969)
Cemile (1968)
Köroğlu (1968)
Yaseminin Tatlı Aşkı (1968)
Balatlı Arif (1967)
Harun Reşid'in Gözdesi (1967)
Kozanoğlu (1967)

Ah Güzel İstanbul (1966)
Sevgilim Artist Olunca (1966)
Ölüm Tarlası (1966)
Pembe Kadın (1966)
Toprağın Kanı (1966)
Hep O Şarkı (1965)
Taçsız Kral (1965)

Murad’ın Türküsü (1965)
Sayılı Dakikalar (1965)
Yarın Bizimdir (1964)
Erkek Ali (1964)
Kalbe Vuran Düşman (1964)
Keşanlı Ali Destanı (1964) - 1. Antalya Film Şenliği En İyi Film ve En İyi Yönetmen Ödülleri
Azrailin Habercisi (1963)
İki Gemi Yan Yana (1963)
Cengiz Han’ın Hazineleri (1962)
Battı Balık (1962)
Beş Kardeştiler (1962)
Bir Gecelik Gelin (1962)
Allah Cezanı Versin Osman Bey (1961)
Dolandırıcılar Şahı (1961)
Kızıl Vazo (1961)
Seni Kaybedersem (1961)
Tatlı Bela (1961)
Ayşecik - Şeytan Çekici (1960)
Ölüm Perdesi (1960)
Suçlu (1960)
Karacaoğlan’ın Kara Sevdası (1959)
Alageyik (1958)
Bir Şoförün Gizli Defteri (1958)
Bu Vatanın Çocukları (1958)
Kumpanya (1958)
Yaşamak Hakkımdır (1958)
Gelinin Muradı (1957)
Beş Hasta Var (1956)
Dağları Bekleyen Kız (1955)
İlk ve Son (1955)
Kadın Severse (1955)
Şimal Yıldızı (1954)
Aşk Istıraptır (1953)
Hıçkırık (1953)
İki Kafadar Deliler Pansiyonunda (1952)
Kanlı Feryat (1951)
Mezarımı Taştan Oyun (1951)
Öteki Ödülleri:
1991 İstanbul Film Festivali Onur Ödülü
1996 Antalya Film Şenliği Yaşam Boyu Onur Ödülü
Çalıştığı oyunculardan bazıları: Yılmaz Güney, Fikret Hakan, Orhan Günşıray, Türkan Şoray, Kadir İnanır, Hülya Koçyiğit, Kemal Sunal, Cihan Ünal, Pervin Par, Tarık Akan, Kemal Sunal, , Müjde Ar, İlyas Salman, Hale Soygazi, Fatma Girik, Ediz Hun, Sadri Alışık, Kartal Tibet, Murat Soydan, Cüneyt Arkın, Adile Naşit, Şener Şen, Hakan Balamir, Necla Nazır, Levent Kırca, Nevra Serezli…
(Kaynaklar: AnaBritannica, Sinema Merkez, IMDb)
(0) Yorum yaz! Bağlantı
