KLASİK ve KÜLT FİLMLER - Blogcu


Sevdiğim Replikler 3

Nisan 16, 2007 02:17, 2007


“Kendi adıma her gün savaştım var gücümle, anıların nedenlerini anlayamamanın korkunçluğuna karşı. Senin gibi, unuttum ben de...” (“Kadın”, Hiroshima Mon Amour - Hiroşima Sevgilim, Alain Resnais)


“Dedeme göre zaman bir çocukmuş… ve bu çocuk, sahilde iskambil oynarmış.” (“Aleksandre”, Mia aioniotita kai mia mera - Sonsuzluk ve Bir Gün, Theo Angelopoulos)


“Acılarımı biriktirip daha sonra komediye dönüştürüyorum.” (“Rupert Pupkin”, The King of Komedy - Kahkahalar Kralı, Martin Scorsese)


“Kendimi bildim bileli bir gangster olmayı istemişimdir.” (“Henry Hill”, Goodfellas - Sıkı Dostlar, Martin Scorsese)


“Bütün yaşamım boyunca gereksinim duyduğum, gidecek bir yerlerin olması duygusuydu. Kimsenin, yaşamını hastalık düzeyinde, kendine dikkat etmeye adayacağına inanmıyorum. İnsanların başka birileri gibi bir insan olması gerektiğine inanıyorum.” (“Travis Bickle”, Taxi Driver - Taksi Şoförü, Martin Scorsese)


"Köpekleri affedersek her seferinde kendi doğalarına dönerler." (“Grace’in Babası”, Dogville, Lars von Trier)


Zayıflık kutsal, güç ise değersizdir. İnsan doğduğunda zayıf ve esnektir.
Öldüğünde güçlü ama çürümüştür. Çürümek ve güç, ölümün yoldaşlarıdır.
Esneklik ve zayıflık ise varlığın tazeliğini ifade eder. Bundan ötürü sertleşen
kaybediyor demektir
.” (Stalker - İz Sürücü, Andrei Tarkovsky)


"Ne kadar yorulduğumu bilemezsin. Sadece tanrı bilir. Bir de kendilerine entelektüel derler. Ah şu yazarlar ve bilim adamları! Hiçbir şeye inanmazlar!" (Stalker - İz Sürücü, Andrei Tarkovsky)


“Benim gibi birini kabul edecek bir kulübe asla üye olmak istemem.” (“Alvy”, filmin hemen başında Groucho Marx’ın sözünü alıntılıyor. Annie Hall, Woody Allen)


“Eğer insan her gün aynı saatte, aynı şeyi yaparsa ve bunu bir ritüel gibi kararlılıkla ve sistemli olarak her gün tekrar ederse, dünyada bir şeyler değişirdi o zaman…” (“Alexander”, Offret / The Sacrifice - Kurban, Andrei Tarkovsky)


“Tanrım, Seni sevenlerin ve sana inananların hepsi ve gözleri görmediği için ve hiçbir zaman gerçek anlamda mutsuz olmadıkları için Seni düşünmeyi bilmeyenlerin hepsi… Bu felaket saatinde umutlarını yitirenlerin hepsi; geleceklerini, hayatlarını ve Senin sözüne itaat etme imkanını da kaybediyorlar. Ve yürekleri korkuyla dolmuş, sonlarının yaklaştığını hissediyorlar… Bu korkuyu Senden başka hiç kimsenin koruyamayacağı insanlar için duyuyorlar.

Çünkü bu savaş en sonuncusu… En korkuncu olacak… Ardında hiçbir şey bırakmayacak; ne galipler ne mağluplar. Ne bir şehir ne de köy; ne ağaçlar ne otlar… Ne pınarlarda su, ne göklerde kuş… Sana, sahip olduğum her şeyi sunuyorum. Sevdiğim ailemi bırakıyorum. Evimi barkımı yıkacak, oğlumdan vazgeçeceğim. Dilsiz kalacağım. Bir daha hiç kimseyle konuşmayacağım. Beni hayata bağlayan her şeyden vazgeçeceğim. Yalvarırım, her şeyi eskisi gibi yap! Bu sabahki, dünkü gibi yap ve bana ıstırap veren bu hayvani ve ölümcül korkuyu al benden. Tanrım, yardım et bana! Sana söz verdiğim her şeyi yapacağım.” (“Alexander”, Offret / The Sacrifice - Kurban, Andrei Tarkovsky)


“Bir zenci suç işlerse onu aklamak imkansızdır.” (“Polis”, Ragtime, Milos Forman)


— Çocuksun sen!

— Çocuk mu? Uyuşturucu kullanıyorum. Ot içiyorum. Adam öldürdüm. Erkek oldum ben! (City of God - Tanrıkent, Fernando Meirelles)


“Şansınızın ne olduğu konusunda size yalan söyleyemem; ama…size acıyorum.” (“Ash”, Alien - Yaratık, Ridley Scott)


“Bir tek kişiyi öldürürseniz bir katilsiniz. Ama milyonlarca insanı öldürürseniz bir kahraman. Çocukları ve kadınları kitle halinde öldürmek için bomba icat edenler, alkışlarla karşılanıyor.” (Monsieur Verdoux, Charlie Chaplin)


Clarence: Üç kung-fu filmi izlemek için mi geldin yani?

Alabama: Evet, tabii, ne olmuş yani!

Clarence: Hiç, hiç! Kalbimi kazanmış durumdasın, hepsi bu! (True Romance - Çılgın Romantik, Tony Scott)


“Yaşamak derdine düşünce anılar siliniyor.” (“Nalan”, Göl, Ömer Kavur)


“Pekala, Mr. deMille, yakın çekim için hazırım.” (“Gloria Swanson” kendisini canlandırıyor, Sunset Boulevard - Sunset Bulvarı, Billy Wilder)


“Feminizmin, önüne gelenle daha rahat yatabilmek için erkekler tarafından icat edildiği gibi korkunç, paranoyak bir görüşüm var.” (“Celine”, Before Sunrise – Gün Doğmadan, Richard Linklater)


“Ve efsaneler çağında, sel baskınları ve tufandan sonra, yok etmek üzere silahlanmış insan yeryüzünde beliriverdi.” (Notre musique - Müziğimiz, Jean-Luc Godard)


“Biz insanların iyi doğduklarına inanırız. Değişmenin tek yolu gerçeği keşfetmekle olur.” (“Güvenlik Kuvvetleri Başkanı”, The Last Emperor - Son İmparator, Bernardo Bertolucci)


“Açıkçası sevgilim, umurumda bile değil.” (“Rhett Butler”, Gone with the Wind - Rüzgar Gibi Geçti, Victor Fleming)


“Artık ben bir başkasıyım.” (Notre musique - Müziğimiz, Jean-Luc Godard)


Louis Dega: Burası güzel değil mi?

Henri ‘Papillon’ Charriere: Burayı güzelleştiren sensin Louis… (Papillon - Kelebek, Franklin J. Schaffner)


Mastrionotti: Fink. Bu bir Yahudi adı değil mi?

Fink: Evet.

Mastrionotti: Evet. Bu pisliğin kısıtlandığını zannetmiyorum. Mundt ortadan yok oldu. Geri döneceğini zannetmiyorum; ama görürsen beni ara… (Barton Fink, Joel Coen)


— Seksin niçin olduğunu keşfettim.

— Keşfettin mi? Harika!

— İnsanlar su altında yaşamadıkları için…

— Anlamadım.

— Balıklar sekse ihtiyaç duymazlar; çünkü sadece yumurtalarını yayarlar ve suda döllerler.

— İnsanlar bunu yapamazlar; çünkü suda yaşamıyorlar. (Dead Ringers - Ölü İkizler, David Cronenberg)


“...Eğer dudak hareketlerime dikkat edersen aslında sana başka bir şey söylediğimi fark edeceksin. Sana, çeşitli yollarla karımı nasıl yavaş yavaş öldürdüğümü anlatmıyorum...” (“Tom Frost”, Naked Lunch - Çıplak Şölen, David Cronenberg)


“Mutsuz olunca ne yaparım bilir misin? Satın alırım…” (Psycho - Sapık, Alfred Hitchcock)


"Bu adamların hiçbiri gerçek anlamda suçlu değil. Hepsinin kendi sorunları var ve hepsi de hırsızlığa yatkın." (“Johnny Clay”, The Killing - Son Darbe, Stanley Kubrick)


Charlotte: Bana her dokunuşunda kendimi o kadar güçsüz hissediyorum ki hayatım.

Humbert Humbert: Evet o duyguya ben de aşinayım. (Lolita, Stanley Kubrick)


"Küçük domuzcuk, n'olursun beni içeriye al!… Hayır, kötü kurt, yanımıza gelemezsin… Öyleyse gelip evinizi başınıza geçireceğim!" (“Jack Torrance”, The Shining - Cinnet, Stanley Kubrick)


“Çok çalışıp hiç oyun oynamamak Jack’i sıkıcı bir çocuk yapıyor.” (“Jack Torrance”, The Shining - Cinnet, Stanley Kubrick)


"Karım görevimi yapmaktan beni alıkoyunca ben de onu düzelttim.” (“Delbert Grady”, The Shining - Cinnet, Stanley Kubrick)


“Aşağıya bak. Aşağıdaki şu küçük noktalardan herhangi birisi sonsuza dek hareketsiz kalsaydı, gerçekten acıma duygusu hisseder miydin? Hareket etmeyi kesen her bir nokta için sana yirmi bin sterlin önerseydim, gerçekten bana paramı kendime saklamamı mı söylerdin babalık; yoksa kaç noktanın canını bağışlayabileceğinin hesabını mı yapmaya başlardın? Gelir vergisi yok babalık, gelir vergisi yok. Bugünlerde para kazanmanın tek yolu bu.” (“Lime”, The Third Man - Üçüncü Adam, Carol Reed)


“Psikologunun parasını ben ödüyorum. O ilerleme kaydediyor ama ben yerimde sayıyorum.” (“Alvy”, Annie Hall, Woody Allen)


“Ben senin sırrınım. Sırların var Harry; olduğunu biliyorum. Ara sıra buraya geliyorsun ve bana anlatmıyorsun. Bir seferinde seni apartmanın merdivenlerinde gezinirken gördüm. Bir saat boyunca orada durup beni gözledin. Beni bir şeyler karıştırırken yakalayacağını düşünüyorsun değil mi?... Buraya geldiğin zaman sen olduğunu hemen anlıyorum. Kendine özgü bir kapı açışın var. Önce sessizce anahtarı deliğe sokuyorsun, tamam mı, sonra da kapıyı hızla açıyorsun; sanki beni iş üstünde yakalamaya çalışır gibi… Bazen telefonda konuşurken beni dinlediğini bile düşüyorum.” (“Amy”, The Conversation - Konuşma, Francis Ford Coppola)


“Vatanseverlik, soytarıların en son sığınağıdır.” (“Albay Dax”, Paths of Glory - Zafer Yolları, Stanley Kubrick)


“Sadece kendine güveni olmayanlar kabadır.” (“Bir Kadın”, La Città delle donne - Kadınlar Kenti, Federico Fellini)


“Bundan böyle düşündüğünüz gibi, ‘korkunç’ olacağım.” (“İvan”, Ivan Grozniy / Ivan the Terrible - Korkunç İvan, Sergei Eisenstein)


“Bazı yenilgiler, zaferlerden daha parlaktır.” (“Polonyalı Vezir”, Ivan Grozniy / Ivan the Terrible - Korkunç İvan, Sergei Eisenstein)


“Jules ve Jim nasıl gidiyor?” (“Alfred”, Une femme est unu femme - Kadın Kadındır, Jean-Luc Godard)


“Geceleri bütün hayvanlar dışarı çıkıyorlar; fahişeler, kötü adamlar, oğlancılar, eroinmanlar…” (“Travis Bickle”, Taxi Driver - Taksi Şoförü, Martin Scorsese)


“İnsan istediği her şeye ulaşır; yeter ki bedelini ödesin.” (Jerry Langford, The King of Komedy - Kahkahalar Kralı, Martin Scorsese)


“Bir gecelik kral olmak; bütün hayat boyunca aptal olmaktan daha iyidir.” (“Rupert Pupkin”, The King of Komedy - Kahkahalar Kralı, Martin Scorsese)


“Bir adamın önemi nasıl öleceğine bağlıdır.” (“Komiser Waldo”, Ragtime, Milos Forman)


 “Neye bakıyorsunuz ha? Hepiniz lanet serserilersiniz. Neden biliyor musunuz? Olmak istediğiniz gibi olmaya cesaretiniz yok. Sizin gibi insanların bana ihtiyacı var; çünkü o siktiğimin parmaklarınızla beni gösterip ‘işte kötü adam’ diyebilirsiniz. Bu sizi ne yapar. İyi mi? İyi değilsiniz. Sadece nasıl saklanacağınızı ve yalan söylemeyi biliyorsunuz. Benim böyle bir problemim yok. Ben her zaman doğruyu söylerim, yalan söylerken bile. Şimdi kötü adama iyi geceler dileyin.” (“Tony Montana”, Scarface - Yaralı Yüz, Brian de Palma)


“Buluşmalarımızın her anını

Bir şenlikmişçesine kutlardık.

Yeryüzünde yalnız biz vardık.

Bir kuştan daha cesur ve hafiftin

Bir hayal gibi merdivenleri uçarak

Yağmurlarla ıslanmış leylakların arasından geçirip

Aynanın ötesindeki ülkene götürürdün beni.” (Zerkalo / The Mirror - Ayna, Andrei Tarkovsky)


“Yaz bitmiş yazıt bırakmaksızın,

dünya neşeyle esrik,

ama yeterli değil.

Sonsuz yaşamın himayesi,

ilgisiyle mest oldum,

ikna oldum şansıma,

ama yeterli değil.

Hiçbir yaprak, asla sararmadı,

hiçbir dal hoyratça kopmadı,

gün, cam gibi, her şeyi yıkadı,

ama yeterli değil.” (Stalker - İz Sürücü, Andrei Tarkovsky)


“Gözlerini seviyorum,

biricik dostum

oyunları çok tutkulu ve parlak

ne zaman ki fırlattığın ani bakışı yakalıyorum,

bir yıldırım gibi, cennetten kaçak,

istilasında her şey uçtan uca,

görüyorum.
Ama hayranlığım fazlasına:

mahzunluğunda düşen gözlerin,

aynadır sevda kıvılcımlarına

ve kirpiklerin şahit olur,

kasvetli, donuk bir tutku ziyaretine…” (Stalker - İz Sürücü, Andrei Tarkovsky)


“O korkudan değil utançtan öldü.” (“Snaut”, Solyaris - Solaris, Andrei Tarkovsky)


“Eskiden bahar bir bayramdı… Şimdi de bahar gelmiş ama canlanacak bir şey kalmamış artık.” (“Spiro”, O Melissokomos - Arıcı, Theo Angelopoulos)


“Ahlak kuralları bir hiçtir. Önemli olan samimiyettir.” (“Primo Spogiari”, Tragedia di un uomo ridicolo - Gülünç Bir Adamın Trajedisi, Bernardo Bertolucci)


“Herkes Kurtz’un çocuğudur burada. Onunla konuşamazsın, onu dinlersin sadece. O bir şairdir. Onun dışındaki herkes küçük adamlardır. Bir tek o vardır. Kurtz müthiş bir adamdır. Onu yargılayamazsın. Bu yerin heyecanını hisset yüzbaşı.” (“Gazeteci”, Apocalypse Now - Kıyamet, Francis Ford Coppola)


“O, yanlış bir zamanda yanlış yakada doğdu. O istediği her şeyi yapma kabiliyetine sahip; ama yapacak bir şey bulamıyor.” (Rumble Fish - Siyam Balığı, Francis Ford Coppola)


“Bizler cani değiliz. Yani şu cenazeci öyle dese bile.” (“Don Vito Corleone”, The Godfather, Francis Ford Coppola)

“Müzikallerde korkunç bir şey olmaz.” (Dancer in the Dark - Karanlıkta Dans, Lars von Trier)


“...iyicil bir psikopatoloji bize yüzünü gösteriyor; örneğin, araba kazası yıkıcı değil üretken bir olaydır... Cinsel enerjinin özgürleşmesidir... Böyle ‘yoğun’ bir ölüm yaşayanların cinselliğine başka hiçbir şey bu kadar iyi aracı olamaz... Bunu deneyimlemek... Bunu yaşamak...” (“Vaughn”, Crash - Çarpışma, David Cronenberg)


“Para mutluluk getirmez; ama mutsuzluğu erteler.” (Psycho - Sapık, Alfred Hitchcock)


"Eğer o tatlı çocuklar Alman kurşunlarından kurtulurlarsa Fransız kurşunlarıyla karşılaşacaklar!" (“General Mireau”, Paths of Glory - Zafer Yolları, Stanley Kubrick)


“Harvard da hata yapabilir. Kissenger orda  hocaydı.” (“Alvy”, Annie Hall, Woody Allen)


“Birkaç yıl içinde, seni unuttuğum zaman, bu çeşit başka hikayeler geçince başımdan, aşkın unutuluşu olarak anacağım seni. Unutmanın korkunçluğu olarak düşüneceğim seni. Şimdiden biliyorum bunu.” (“Erkek”, Hiroshima Mon Amour - Hiroşima Sevgilim, Alain Resnais)


Brandt: Toplantınız nasıl geçti Bay Lebowski?

Ahbap: Çok iyiydi. Yaşlı adam, evde beğendiğim herhangi bir halıyı alıp götürebileceğimi söyledi. (The Big Lebowski - Büyük Lebowski, Joel & Ethan Coen)


“Ah, tabii. Siktir et. Sizin cevabınız bu! Alnınıza bunun dövmesini yaptırın bence. Her şeye cevabınız bu. Devriminiz öldü Bay Lebowski! Başınız sağolsun! Serseriler kaybetti. Size tavsiye, anne-babanızın yaptığını yapın. Bir işe girin. Serseriler her zaman kaybedecek. Beni duyuyor musunuz Bay Lebowski? Serseriler her zaman…” (“Lebowski”, The Big Lebowski - Büyük Lebowski, Joel & Ethan Coen)


“Siz insanların inanmayacağı şeyler gördüm. Orion'ın omzunda alev içindeki savaş gemileri. Tannhauser kapısının yakınında, karanlıkta parıldayan C-ışınlarını seyrettim. Bütün bu anlar zamanla kaybolacak. Yağmurdaki gözyaşları gibi.” (“Roy Batty”, Blade Runner - Bıçak Sırtı, Ridley Scott)


“Zaten sen kadınlar hakkında ne bok biliyorsun ki? En son ne zaman biriyle yattın? (“Buck”, Midnight Cowboy - Geceyarısı Kovboyu, John Schlesinger)


“Ama ölüler ölü oldukları için daha mutlular. Burada fazla şey kaçırmıyorlar, zavallı şeytanlar.” (“Lime”, The Third Man - Üçüncü Adam, Carol Reed)


“Sence öldükten sonra tekrar karşılaşır mıyız? (“Tess Durbeyfield”, Tess, Roman Polanski)


“Tahta çıktığında yavaş yavaş bir işkenceci ve katil olmaya başlayacaksın.” (“Çar İvan’ın Halası”, Ivan Grozniyy / Ivan the Terrible - Korkunç İvan, Sergei Eisenstein)

Yazan: sinefil78


<<Önceki Sayfa |2/126|Sonraki Sayfa>>