Oscar Ödülleri Üzerine
Ocak 23, 2007 20:14, 2007
Görkemine, alımına ve de çalımına 2. Dünya Savaşı’nın dahi gölge düşüremediği Oscar törenleri 1928’den bu yana aralıksız düzenlenmeye devam ediyor. Objektiflere her daim gülümseyen oyuncuları, adaylık kazandıklarında koltukları kabaran yönetmenleri vb. izleyeceğiz yeniden, ihtimal yine sabaha karşı. Müjde! 2006 Oscar adayları açıklandı. Irak’ta bombalar patlayadursun…
Şaşaalı bir tören hakkında oldukça sert bir giriş yazısı ile başlamamın nedenini birazdan daha iyi anlayacaksınız.
Nicedir Oscar ödülleriyle ilgili yapılan tartışmalar aşağı yukarı şu sorunlar ve tanımlamalar üzerine dayandırılıyor:
Muhafazakâr bir jüri topluluğu
Deneysel ve underground filmlerin dışlanması
Dünyayı anlamaktan uzak filmlere ödüllerin verilmesi
Politik yönü ağır basan filmlerin görmezlikten gelinmesi
Bilimkurgu ve komedi filmlerinin adaylık bile alamaması
Bugün dahi sıfatını kazanmış yönetmenlerin defalarca aday gösterilmelerine karşın (Burada, En İyi Yönetmen kategorisini kastediyorum. Bazılarının Şeref Oscarı’na değer görülmesi ise ağızlarına çalına bir parmak baldan ibaret denebilir, herhalde.) ödüle değer görülmemeleri de sıklıkla dile getirilen bir olgu olarak karşımızda yer alıyor. Kim bu yönetmenler? Birkısmını arz edeyim:
Charlie Chaplin
Alfred Hitchcock
Howard Hawks
Orson Welles
Stanley Kubrick
Robert Altman
John Cassavetes
Arthur Penn
Sidney Lumet
Martin Scorsese
David Cronenberg
David Lynch
Joel & Ethan Coen
Evet, hatırı sayılır yönetmenlerden bazıları… Ve durum hiç de iç acıcı değil.
Yanı sıra nice kaliteli filmin -ki bugün çoğu klasik olarak addediliyor- En İyi Film ödülüne layık görülmemesi de enikonu gündeme getirilen bir hadise. (Buna Godard gibi “Oscar kazası” mı demeli, muhafazakârlık mı demeli, bilemiyorum.)
Zaman içinde bir yolculuk yapalım:
Yıl:1941
En İyi Film Ödülü: Vadim O Kadar Yeşildi Ki
En İyi Yönetmen Ödülü: John Ford (adı geçen filmin yönetmeni)
Ödülü hak eden film: Yurttaş Kane
Ödülü hak eden yönetmen: Orson Welles (adı geçen filmin yönetmeni)
Yorum: Vadim O Kadar Yeşildi Ki kötü bir film mi? Elbette hayır; fakat Yurttaş Kane gibi sinemayı değiştiren, etki gücü yüksek bir film asla değil.
Meraklısına: John Ford En İyi Yönetmen ödülünü tam dört kez kazanmış tek yönetmen… Bu rekorun kırılacağını sanmıyorum.
Yıl: 1971
En İyi Film Ödülü: Kanunun Gücü
En İyi Yönetmen Ödülü: William Friedkin (adı geçen filmin yönetmeni)
Ödülü hak eden film: Otomatik Portakal
Ödülü hak eden yönetmen: Stanley Kubrick (adı geçen filmin yönetmeni)
Yorum: Zararsız ve suya sabuna pek fazla dokunmayan bir filmdir Kanunun Gücü. Kötü film değildir, üstelik temposu hiç düşmeyen bir gerilimdir; fakat Otomatik Portakal’ın dünyayı kavrama potansiyelinden bir hayli uzak bir filmdir.
Yıl: 1976
En İyi Film Ödülü: Rocky
En İyi Yönetmen Ödülü: John Avildsen (adı geçen filmin yönetmeni)
Ödülü hak eden film: Taksi Şoförü
Ödülü hak eden yönetmen: Martin Scorsese (adı geçen filmin yönetmeni; fakat bu kategoride aday gösterilmemişti.)
Yorum: Bir B-filminin birkaç dalda Oscar kazanması hayret verici; fakat geleneksel bir “yükseliş” öyküsünü içerdiğinden Hollywood’da rastlanmayan bir durum da değil.
Meraklısına: Taksi Şoförü, o yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazandı.
O yıl En İyi Yönetmen kategorisinde yarışan adaylar arasında Ingmar Bergman ve Sidney Lumet de vardı.
Sorarlar adama: Bundan elli yıl sonra John Avildsen’i ve Rocky’yi kaç kişi anımsayacak?
Yıl: 1979
En İyi Film Ödülü: Kramer Kramer’e Karşı
En İyi Yönetmen Ödülü: Robert Benton (adı geçen filmin yönetmeni)
Ödülü hak eden film: Kıyamet
Ödülü hak eden yönetmen: Francis Ford Coppola (adı geçen filmin yönetmeni)
Yorumsuz!
Yıl: 1980
En İyi Film Ödülü: Sıradan İnsanlar
En İyi Yönetmen Ödülü: Robert Redford (adı geçen filmin yönetmeni)
Ödülü hak eden film: Kızgın Boğa
Ödülü hak eden yönetmen: Martin Scorsese (adı geçen filmin yönetmeni)
Yorumsuz!
Yıl: 1994
En İyi Film Ödülü: Forrest Gump
En İyi Yönetmen Ödülü: Robert Zemeckis (adı geçen filmin yönetmeni)
Ödülü hak eden film: Ucuz Roman
Ödülü hak eden yönetmen: Quentin Tarantino (adı geçen filmin yönetmeni)
Yorum: Forrest Gump da iyi bir filmdir, üstelik Tom Hanks’in performansı da hayranlık uyandırıcıdır. Fakat bütün bunlar bile Ucuz Roman’ın sinemasal kodlarını sarsmaya yetmez, asla yetmez.
Meraklısına: Ucuz Roman o yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kucakladı.
Evet, bu şaşırtıcı görünümün doğasında hangi nedenlerin varolduğunu ve niçin sıradışı filmlerin ödül alamadığını tartışmak gerektiğinin altını ısrarla çizmek istiyorum. Yorum sizin…
(1) Yorum yaz! Bağlantı
