KLASİK ve KÜLT FİLMLER - Blogcu


Nagisa Oşima ve Özgürlük Arayışı

Nisan 6, 2007 23:31, 2007


Nagisa Oşima Kimdir?


1932 Japonya doğumlu Nagisa Oşima; özgürlükçü düşünceden, modern düşünme kalıplarından yana saf tutan, entelektüel duruşu çok sağlam olan özgün bir yönetmendir. Ataerkil yapılar, şiddet unsurları, geleneksel toplumdan çarpıcı enstantaneler, bürokratik araçların hicvi, aktüalitenin dolaysız yansımaları, öğrenci hareketleri ve ideolojik parametreler, cinsel baskılar ve tabular… Kısacası Japon toplumunun panoramasını, alt ve üstyapısını estetik kalıplardan geçirerek aktaran bir sinemacıdır Oşima. Şiddet, cinsellik ve Japon toplumunun eleştirisi filmlerinde sentez halindedir ve sinemasının anahtar kavramlarıdır. Oşima, Japon Yeni Dalgası’nın da öncü isimlerindendir.


1954’te yönetmen yardımcısı olarak Shochiku Film Şirketi’ne girdi ve ilk filmini 1959 yılında çekti.


Nihon no Yoru to Kiri (1960, Japonya’da Gece ve Sis) adlı filminin sansüre uğrayarak gösterimden çekilmesi Nagisa Oşima’yı moral açıdan yıprattı; bunun üzerine daha rahat şartlarda, özgür olarak çalışabilmek amacıyla Oşima 1965’te dostlarıyla bağımsız bir yapım şirketi (Sozoşa) kurdu ve başkanlığını üstlendi.


Japon sinema sektörünün 1970’lerde yaşadığı bunalım sonucu 1972 ve 1976 arası sadece TV için çalıştı.

Cinsel yaşamın travmatik ve dokunaklı boyutunu resmeden Ai no Corrida (1976, In the Realm of the Senses – Duygu İmparatorluğu) adlı skandallar yaratan filmi yüzünden Oşima hem Berlin Film Festivali’nde hem de ülkesinde sansür araçlarıyla mücadele etmek zorunda kaldı. Ai no Corrida’nın tam ve sansürsüz kopyası Japonya’da ancak 2000 yılında gösterim şansı bulabildi. Aslına bakılırsa her bünyeye hitap etmeyen, pornografi ile sanat arasındaki ince çizgide gezinen bir film bu. Sözgelimi Sada’nın (Eiko Matsuda), birlikte olduğu Kichizo’nun (Tatsuya Fuji) penisini kesmesi ve bundan haz duyması kolay kolay hazmedilebilecek, dahası anlamlandırılabilecek bir seyirlik örneği değil.


Japon yönetmenleri fazla muhalif olamadıkları ve özgür düşünemedikleri için topa tuttu. Bu anlamda bir sinemacının son kertede olabildiğince öznel olması gerektiğinin altını çizerek siyasi tavrını netleştirdi.

1980’lerden itibaren az ve öz filmler çekti.


1995 yılında felç geçirerek film çalışmalarına bir süre ara vermek zorunda kaldı.



Diğer Önemli Filmleri:


1959 Ai to kibo no machi – Umut ve Aşk Kenti (ilk filmi)

1961 Shiiku

1962 Amakusa shiro tokisada – Asi

1965 Etsuraku – Tensel Zevkler

1966 Hakuchu no torima

1967 Nihon shunka-kô

1968 Koşikei – İpe Çekme / Asılarak Ölme

1968 Şinjiku Dorobo Nikki – Şinjiku Hırsızının Günlüğü

1969 Şonen – Küçük Oğlan

1971 Gişiki – Tören

1978 Ai no Borei / In the Realm of Passion – Tutku İmparatorluğu (Cannes Film Festivali’nde yönetmen ödülü.)

1983 Merry Christmas Mr. Lawrence – Furyo / İyi Noeller Bay Lawrence (Cannes’da yarıştı. Takashi Kitano’nun geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan film.)

1986 Max mon amour  – Max Aşkım (Cannes’da yarıştı.)

1995 100 Years of Japanese Cinema  – Japon Sinemasının 100 Yılı

1999 Gohatto – Tabu (Cannes’da yarıştı. Ryatora Shiba’dan uyarlama.)


Özgürlük Arayışı


Nagisa Oşima’nın 1958–78 arası yazdığı yazıları kapsayan son derece önemli bir kitap olan Özgürlük Arayışı’nın içeriğine baktığımızda yönetmenin, felsefe geleneğini yakından takip eden, modern Japon toplumunun ahlaki süreçlerini gözden geçiren, sansür araçlarını ve baskı unsurlarını kıyasıya eleştiren, sinema anlayışını çektiği filmleri alçakgönüllülükle değerlendirerek dışavuran, sosyo-ekonomik açmazlar üzerine düşünen, bunlara çözümler üreten dikkatli bir gözlemci olduğu sonucuna varılabilir.

Kitabı okurken sık sık kendi toplumumuz ve onun sosyal-siyasal dinamikleri sürekli gözümün önüne geldiği için, biraz da Nagisa Oşima’nın aydın kişiliğini, sinemasal duruşunu ilk elden örneklemek amacıyla kitaptan cımbızladığım birkaç pasajı, bir mukayese amacıyla sunuyorum:


Kitaptan alıntılar:


“Siyaset insanları mutlu edebilir mi? İçimden kopup patlayan bir ses hayır diyor. Hayır!… Halk, siyasetin ancak kurbanı olabilir. Bu açıdan bakıldığında, siyaset halkı mutlu edebilirmiş gibi davranmaktansa kendini hiç hayale kaptırmamak doğru olmaz mı?” (1965)


“Bir film yapmak, kendini tatmin etmenin en mükemmel yoludur.” (1978)


“Cinsellik duygusundan utanç duyulması ve bu duygunun gizlenmesi gerektiğini ileri süren eski düşünceyi basitçe tersine çevirerek aslında cinselliği kutsallaştırdım. Savaş sonrasında (2. Dünya Savaşı) tüm değer yargılarıyla birlikte cinsellik de alaşağı edilmişti. Doğal olarak o dönemde bize cinselliği övgüye değer bir etkinlik olarak kabul edip onun tadını çıkarmak gerektiği ve onun bütün insan davranışlarının en güzellerinden biri olduğu öğretiliyordu, en azından soyut düzeyde bize öğretilen buydu. Şahsen ben bu değişikliği değer yargılarında meydana gelen bir değişimden çok cinselliğin teşhir edilmesi olarak görüyordum; sanki yüzündeki maske indirilip gerçek yüzü açığa çıkarılmış, bir zamanların saygı nesnesi, bir ‘şey’e dönüştürülmüştü.” (1971)


“Çocukların ev ödevlerinin en ince ayrıntısına kadar ana-babalarca denetlendiği günümüz ailelerinin çoğu, gerçek anlamda eğitim ve öğretimin çok uzağında.” (1973)


“Ana-babaların çocukları için yaşamaları gerektiği düşüncesine kesinlikle karşıyım. İnsan yalnızca kendisi için yaşar.” (1973)


“Ne zaman senaryonun talimatlarında ve diyaloglarında en küçük değişiklik yapmadan film çevirsem akşam içtiğim sake’nin tadını son derece kötü bulmuşumdur. Buna karşılık, ne zaman senaryoda bulunmayan bir şey uygulasam, akşam içtiğim sake ban son derece lezzetli gelmiştir.


Bu ne demek? Bu, mizansen kesinlikle senaryonun görüntülü bir açıklaması olamaz demek; mizansen senaryoda ortaya konmuş imgelerin -gerçeklikle karşı karşıya getirilerek- bir yadsıması olmalı, yönetmen de bu yadsımadan hareketle yeni imgeler bulabilmeli demektir.” (1961)


“Şimdi kim olduğunu anımsamadığım biri, sinemanın arzuların ve ihtirasların görselleşmesi olduğunu söylemişti. Benim için sinema, yönetmenin arzularının görselleşmesidir.” (1976)


“Bir yönetmen ilk filmini çevirmeye başladığında, henüz ne tür bir film ortaya çıkaracağını bilemez. Bunu anlamak için yılların deneyimi gerekir.” (1976)


“Anlaşılan yalnız değilim. En azından dostlarımdan birkaçının özgürlük yoluna adımlarını attıklarını sanıyorum ve Japon sineması adım adım özgürlük yolunda ilerleyecek. Özgürlüğün günün birinde kendini kabul ettireceğine ve Japon sinemasının geleceğinin umut vaat ettiğine inanıyorum.” (1968)


Özgürlük Arayışı’nın bölüm başlıkları:


Japon Sinemasının Yaratılması ve yok edilmesi (1956–1963 arası yazdığı yazılar)

Birinci Ara Oyun: Kore ve Vietnam Gezilerim (1963–1965 arası yazdığı yazılar)

İfade Şeytanı ve Mücadele Hareketlerinin Mantığı (1965–1970 arası yazdığı yazılar)

İkinci Ara Oyun: Hayatımdan Parçalar (1969–1974 arası yazdığı yazılar)

Çağdaş Bir Yazarın Keşfi (1970’te yazdığı yazılar)

Müstehcenlik Mahkemesi Önünde (1970–1978 arası yazdığı yazılar)


Kitabın künyesi: Nagisa Oşima, Özgürlük Arayışı, Çeviren: Yurdagül Gürpınar, Afa Yayınları.


İyi okumalar…

Yazan: sinefil78


<<Önceki Sayfa |2/126|Sonraki Sayfa>>