My iz Kronshtadta / Kronştadlıyız {Yefim Dzigan}
Mart 5, 2008 , 2007
Devrim
Sineması / Dünyayı Sarsan Filmler (7)
My
iz Kronshtadta / Kronştadlıyız (Yefim Dzigan, 1936)
"Yaşlı ve üzgün partizan, Petrograd köprüleri
altında gecenin geç saatlerinde hâlâ yanan ışıklardan, limanın ışıklarına doğru
gürültüler çıkararak ilerlediğinde; 'Kronştadlıyız' filmi beyinlerimize
silinmemek üzere yerleşmişti!" (Arka kapak yazısından... İngiliz
edebiyatçı Graham Greene yazmış.)
Ekim 1919... Büyük Devrim'in II. yıl dönümündeyiz.
Karşı-devrim hareketleri şahikaya ulaşmıştır.
Film, 1917 öncesi Romanovlarca idama mahkum
edildiğini gördüğümüz Bolşevik Merkez Komite üyesi 'Vasili'nin deniz yoluyla
Kronştad istikametinde yol almasıyla başlar. Arkada bırakılan yer ise
Petrograd. 'Kronştad', Baltık Denizi ve havalisinin savunması ile görevlendirilmiş
savaş gemisinin ismi.
My iz Kronshtadta (Kronştadlıyız), 1917 Ekim
Devrimi'ne adanmış filmlerden sadece biri... Devrimin muzafferiyet kazandığı
fakat pamuk ipliğine bağlı olduğu yıllarda geçer. Zira ülkede müthiş bir
içsavaş hali cereyan etmekte. Beyaz 'Menşevik' kadro mensubu işbirlikçi zengin
kapitalist güruh, çarlık hanedanının kılıç artıkları ve de Kolhozlardan müşteki
zengin toprak ağaları... İlk cihan harbinin hemen öncesi müttefiklik bağı tesis
edilen ülkeler de cabası... (haliyle şimdi hasım telâkki etmektedirler genç
devrimi.)
İşte film, gerek Baltık'taki bu kruvazör gerekse Petrograd'daki milis kuvvetler vasıtasıyla (bu iki nokta merkez alınmıştır), devrimin iç ve dış düşmanlara karşı "müdafaa" edilmesi bilincini zerk eder. İzleyiciye mücadele ruhunu aşılar Yefim Dzigan. (Petrograd, bildiğimiz St. Petersburg'un o yıllarda taşıdığı arızi isim. Filmde sık sık buradaki kuvvetlerle irtibata geçilmekte; Petrograd'a adeta merkezkaç kuvvet payesi biçilmektedir.)

"11 Ekim: General Yudenich, Petrograd'a
saldırı emri verir. Düşman savaş gemileri Sovyet sularına girer."
Filmde geçilen bir 'vakayiname' bu. Petrograd,
ismini ünlü bir çardan almakta olup, muhafazakâr çevrenin kalesi olarak kabul
görmektedir. Dolayısıyla burayı bihakkın ele geçirip zapturapt altına almak,
önemli bir mevzi kazanımı demek olacaktır her iki kesim için. İzlerseniz bu
teşhisime dikkat etmenizi istirham buyuracağım.
Devrimin müdafaası demişken... Topyekün bir savunma
hali görüyoruz filmde. Türlü zorluklara ve fakr-u zaruret hallerine rağmen
gerçekleşen bir savunma... Kadın erkek, çoluk çocuk demeden eli silah tutabilen
herkes, cephede ülkesi ve geleceği için çarpışmaktadır. Hatta ufak yaralar alan
askerler dahi o halleriyle harbe duhul olmaktan kaçınmıyorlar. İzlerken akla 'Tekâlif-i
Milliye' dönemleri geliyor. Orada da iç ve dış düşmanlara karşı -yokluklarla
cebelleşmesine rağmen- aman vermeyen bir birlik/dayanışma hali mevcuttu. (İki
ülkenin kaderleri bu açıdan ne kadar da müşterek. Aydınlığın kıvılcım vermeye
başladığı iki komşu ülke... Orada 1917–22; bizde 1918–1923... Her iki savaş
hali de utkuyla neticelenecekti. Ve de kesişen kaderlerin getirdiği mutabıklık
halleri: bkz. Tevfik Rüştü Aras.)
Vladimir İlyiç Ulyanov Lenin'den bir tel geçiyor
filmin ortalarında. O zamanlar henüz sosyalist cumhuriyetin kurulmasına 3 sene
var; dolayısıyla bu tel halk komiserlikleri başkanı sıfatıyla paraflanmıştır:
"Devrimi savunmak gerekir; hem iç hem de dış
düşmanlara karşı!"
Tel, büyük bir coşku ve nidalar eşliğinde
karşılanır Kronştad'da...
"Savaşacağız yoldaşlarım! Devrim düşmanları
ortadan kaldırılıncaya değin savaşacağız!"
Savaş sahnelerinden de kısaca bahsetmek gerekirse;
Her şeyden önce yoğun bir emek kullanımı göze
çarpıyor. Yüzlerce, binlerce figüranın kullanıldığı sahneler... Kronştad
tayfası hep savunma halinde kalacak değil! Saldırıyorlar kapitalizmin kalesi
tepelere... Öyle ya mevzi kazanmak, eli güçlendirmek gerek... Sıkıca kavranmış
uzun namlulu mavzerler; kıran kırana savaş sahneleri izliyoruz. Filmin 100
dakikalık ortalama süresi içerisinde azımsanmayacak ölçüde yer kaplıyor bu
sahneler.
İki
ayrıntı:
— Kronştadlı devrimcilerin savaş
sahasında tutsak aldığı karşı taraftan bir asker...
'Hey, kapitalist!' diye sesleniyor ona bir tanesi.
İş bu askerin ötekilere göre şık duran ve neferlerimizden birinin de gıpta
ettiği ayakkabıları, bir çelişkiye işarettir.
— Bir diğer çelişki ise tank... Düşman
cenahın ufkunda ansızın beliren bir palet, Kronştadlı bazı askerlerin bir anlık
şaşkınlıkla çil sürüsü gibi dağılmasına sebebiyet vermenin ötesinde
(mavzer-tank tenakuzu); bu paletler için sarfedilen "bunlarla iyi çift
sürülür!" sözleri, mevcut mantalite eksikliğine dair ince bir göndermedir.
Tıpkı az önce verdiğim postal örneğinde olduğu gibi
kapitalizmin gücünü temsil eder bu çelik yığını... İçindeki kullanıcıya
"patron" diye hitap eder bir askerimiz.
Filmde asker-subay ilişkileri de son derece
demokratik minvalde veriliyor. Hiyerarşik alt-üst yapılanması elbette var ancak
sert ve keskin değil. Arkadaş gibiler. En alt rütbedeki bir asker, bir körükçü
dahi demokratik şekilde talep ve yakındığı şeyi dile getiriyor; üstünü tenkit
edebiliyor.
Yine böyle bir tartışmada 1917 öncesi çekilen büyük
sıkıntı ve müsademelerden söz edilirken, bir nefer ve subay arasında şu diyalog
cereyan ediyor;
—
Söyle bakalım, devrim için ne yaptın?
—
Kışlık Saray'a saldırdım.
—
Peki, ekmeğini hiç açlarla bölüştün mü?
(...)
Kronştadlı askerler arasında incir çekirdeğini
doldurmayacak meseleler yüzünden ufak kavgalar yaşanmıyor değil. Ancak onlar
birbirlerine bağlı, yoldaşlarına saygılı... Devrimin yukarı pratisyen
kadrolarına da sadakatle riayet ediyorlar. Ancak bu demek değil ki hiçbir
yanlışlığa, adaletsizliğe ses çıkarmasınlar; hakkı olanı talep etmesinler.
Kendilerine verilen erzağı az bulduklarında tepkilerini açık şekilde ve tüm
şeditliğiyle ortaya koyuyorlar.
Bundan maada verilen bir ekmeği, bir nimeti
aralarında 'seyyanen' paylaşıyorlar. Orada (Kronştad'da) kimsenin hakkı bir
diğerine geçmez!
Bir askerin dediği gibi: "Sovyet iktidarı
benden ne zaman isterse nöbet vazifemi yüksünmeden yerine getiririm. Ancak
biraz daha fazla ekmek isteğimden de asla vazgeçmem!"
Hâsılı kelam; 'sabık' rejimden arta kalmış
"beyaz" kılıç artığı kesime karşı verilen direniş mücadelesine tanık
olacak meraklıları. Şiirsel sahneleri olan, zamanı ile kıyaslarsak biçimsel
yetkinliğe sahip denebilecek bir dönem filmi...
Kronştad'dayız, Kronştadlıyız!
İmza: okaliptus80
(0) Yorum yaz! Bağlantı
