Lenin Üzerine Üç Şarkı {Dziga Vertov} - KLASİK ve KÜLT FİLMLER - Blogcu


Şubat 18, 2008 15:54, 2007

Lenin Üzerine Üç Şarkı {Dziga Vertov}

Devrim Sineması / Dünyayı Sarsan Filmler (6)

Tri Pesni o Lenine {Lenin Üzerine Üç Şarkı} / Dziga Vertov, 1934

Dziga Vertov, sinema-göz muhaceresinde çektiği bu belgesel formatındaki filmini Lenin'e ithaf etti. Arşiv yoluyla temin ettiği kaynaklardan istifade ederek, Lenin'in çeşitli görüntülerini günümüze miras olarak bırakan bir esere imzasını attı. Ellerine sağlık Vertov demek kalıyor bize de... Teşekkürler! {Film, belgesel olduğu için yapacağım yorum da o minvalde biraz şekilci olacak. Tırnak içerisinde aktaracaklarım ise araya serpiştirilmiş ve görüntüleri destekleyen vakayinamelerdir.}

Giriş vakayinamesi ile başlayalım o halde;

"Avrupa'daki, Amerika'daki, Afrika'daki ve Kutupların gerisindeki tüm insanlar, ezilenlerin kurtarıcısı ve dostu Lenin için şarkılar söylüyor. Hiç kimse bu şarkıları yazan kişiyi bilmiyor. Ancak bu şarkılar köyden kente, kentten köye taşınıyor.

Bu şarkılar, Sovyetler'in doğuşudur. Bu şarkılar, hayatını zindana çeviren peçeden kurtulan bir kadının; köyleri aydınlatan elektriğin; çölleri yeşerten suyun; cehaletten kurtulup okuyabilen insanların ve Lenin'in izini taşıyan her şeyin şarkısıdır.

Bu şarkılar, Ekim Devrimi ve Lenin'in yaşayan fikirleri üzerinedir. Mücadeleden süzülerek gelen bu şarkılar, yeni ve mutlu bir hayat isteyen insanlığa adanmıştır!"

Lenin'e bir ağıt, bir vefa, bir tazim... olan filmimiz -adından da anlaşılacağı üzere- 3 bölümden (şarkıdan) oluşuyor;

1. Şarkı: 'Yüzüm Karanlık Bir Hücredeydi'

Lenin'in hayata gözlerini yumduğu 1924 kışından sokak manzarası ile açılır bölüm. Ağaçlara ve ortadaki çardağa eşlik eden bir bank görürüz. Ölüm sessizliğine bürünmüş bir parktır burası. Parkın tam karşısı ise, bir devri kapatıp başka bir devri açan adamın cansız ve sereserpe uzandığı konuttan başkası değil!

Dziga Vertov, filmi bu görüntülerle açtıktan bilahare kamerasını sokaklara ve atelyelere doğrultuyor. Devrimin henüz kurulduğu dönemde salınan -ve iktidarın kurulma evresindeki katkıları yadsınamayacak- peçe içerisinde hapsolmuş kadınlar vasıtasıyla, ülkenin bakir ve karanlığa teslim olmuş yüzüne, koyu cehalete, sefalet içerisinde bakan yüzlere tanık oluyoruz. Manzara gerçekten iç burkuyor.


Derken bir cemiyette toplanan kadınları görüyoruz. (Altyazıda Türkî Kadınlar Cemiyeti diye geçildiğini düşeyim.) Kitaplar okuyor, sohbetler ediyor, Lenin üzerine araştırmalar yapıyorlar. Onların deyimiyle "Lenin güneşinin şafağı" zihinlerini aydınlatıyor. Evet, genç cumhuriyetimizde -aşağıdan yukarıya doğru- bir irşat ve aydınlanma hareketi başlıyor. Enstitüler kuruluyor; teorik eğitim, mesleki ve teknik eğitim ile perçinleniyor. (İzlerken Köy Enstitülerimizi ve Halk Evlerimizi düşünmeden edemedim. Neyse.) Onlar Lenin'i henüz yüz yüze görme şerefine nail olamamışlarsa da bir baba, hatta babadan da öte kabul ediyorlar. Benim çiftliğim, benim sovhozum, benim kolhozum, benim ülkem, benim ailem, benim partim... diye haykırıyorlar hep bir ağızdan. Sosyalizm ruhu ve beraber olma bilinci, enikonu sirayet etmiş ülkeye. Ortak mülkiyete tabi tutulmuş kolhozlarda çalışan işçileri, pamuk tarlalarında hasat başındaki ırgatları görüyoruz. Kurulan zirai eğitim enstitülerini, üniversiteleri...

Bölüm, açıldığı gibi yine aynı bankın olduğu yere zoom yaparak kapanıyor.

"O; karanlığı aydınlığa, çölleri vahaya, ölümü yaşama çevirdi."

2. Şarkı: 'Onu Sevmiştik!'

Katafalkta cansız uzanmış bir Lenin ve acı haber üzerine alana akın eden hınca hınç kalabalık...

Bu manzaralarla açılıyor şarkımız. "Onu, kendi bozkırlarımızı sevdiğimiz gibi sevdik. Hayır, daha fazla sevdik. Çadırlarımızdan ve bozkırlarımızdan seve seve vazgeçtik. Ve eğer onu geri getirmek mümkün olsaydı, canımızdan da vazgeçerdik seve seve..."

Solgun yüzlere yakın planlar eşliğinde, meydan boyu ilerleyen bir kortej görüyoruz. Slogan söz konusu değil. Zira kimsede haykıracak takat kalmamış.

Ana, çocuk, yaşlı, genç... hepsi de dokunsanız ağlayacak raddede üzgün, bitkin, perişan.

Bir meydan ki: Vakti zamanında başında kasket ve üzerinde pardesü olan bir adamın; Komünist Enternasyonal'in kurucusu, dünya komünist hareketinin ve ezilmiş Doğu halklarının lideri Lenin'in kalabalığa hitaben nice ateşli hitabetine sahne olmuş Kızıl Meydan. Şimdi o meydan ölüm sessizliği yaşıyor.

Bu bölümde, halefi Stalin'in de başında olduğunu gördüğümüz katafalk ve meydan görüntüleri, flashbackler ile destekleniyor. Flashbacklerde biraz daha geriye, 1917 yıllarına gidiyoruz. İç savaşa teslim olmuş ve yıkıntı içerisinde, binbir zorlukla boğuşan bir şehir; yanaşık düzen muharebe talimi yapan askerler; dondurucu soğuğa rağmen yürütülen mücadele ve açlık görüntüleri üst üste geliyor. Ve de "Safları sıklaştıralım! Zafere ulaşacağız. Toprak ağaları ve kapitalistler Rusya'dan ve tüm dünyadan defedileceklerdir!" diyen bir adam...

3. Şarkı: 'Büyük Bir Taş Kentte...'

Moskova'dır taş kent ile atıf yapılan. Büyük bir göl ve baraj, ardından yüksek binalar, köprüler, ışıl ışıl meydanlar ve azimle çalışan iş makinaları görüyoruz. Olimpiyat görüntüleri, tüten bacalar, işlek demiryolları cabası...


Dziga Vertov

'Büyük Bir Taş Kentte...', Lenin'in ölümünden sonra devrim düşüncesi ve pratiğinin sekteye uğramadığını; bayındırlık başta olmak üzere ülkenin her alanda abat olmaya aynı şevk ve hızla devam ettiğinin göstergesidir. "Emek cephesinin her noktasında ilkemizi sosyalizmle buluşturuyoruz. Bu, Lenin'e verilecek en büyük armağandır."

Keşke şu an Lenin bunları görebilseydi diyor Vertov;

Sanayi sitelerimizi (bazı işçilerle yapılmış röportajlara da yer verilmiş.), büyük su bentlerimizi, Moskova-Volga kanalımızı... görebilseydi!

xxx

"Ekim... Yüzyıllar geçecek. Ve insanlar, atalarının yaşadığı ülkelerin adlarını unutacaklar. Ama bir adı asla unutmayacaklar. Vladimir İliç Ulyanov Lenin adını..."

İmza: okaliptus80


<<Önceki Sayfa |14/126|Sonraki Sayfa>>
Bu yazıyı paylaşın!