Şubat 10, 2008 08:16, 2007
Kameralı Adam {Dziga Vertov}
Devrim
Sineması / Dünyayı Sarsan Filmler (5)
Chelovek
s Kinoapparatom / Kameralı Adam {Dziga Vertov, 1928}
Aşağıda yorumladığım filmde
boşuna "ara geçiş" aramayın!
(Bu film ara geçişler içermiyor.)
Aşağıda yorumladığım filmde boşuna
"senaryo" aramayın!
(Bu filmin bir senaryosu yok.)
Aşağıda yorumladığım filmde
boşuna "dekor" ve "kostüm" aramayın!
(Bu filmde dekor, oyuncu ya da benzeri şeyler yok.)
(...)
"Ben Sinema-Gözüm. Ben mekanik gözüm. Ben bir makineyim: Dünyayı sadece görebildiğim kadar gösteririm.
Sinema, hayatı olduğu gibi vermelidir. Sinemada senaryo, diyalog, yapay oyuncu ve yapay dekorlara yer yoktur! Sinemayı, edebiyat ve tiyatronun gölgesinden / yapmacıklığından kurtarmak gerekir!"

Sosyalist devrimci anlayış (Bu, Kamera-Göz/Sine-Göz/Kamera-Gerçek oluyor filmimizi baz alırsak.), mizansen/senaryo gibi bireye dışarıdan dayatılan ve onu belli bir kalıp dahilinde hareket etmeye/düşünmeye zorlayan unsurlara boyun eğmeyi reddeder. İşte Dziga Vertov sineması, klasik dramatürjiye ve mizansenine şiddetle karşıdır bu bağlamda. Mizansen ile senaryo, burjuvazinin bir silahıdır onlara göre. Bu silahı onun elinden almak; günlük yaşamı kendi devinimi/akışı içerisinde "olduğu gibi" aktarmak lazım gelir. 'The Man With Movie a Camera' olarak da bilinen Kameralı Adam, işte bu manifestonun bir ürünüdür.

Filmi 4 ana bölümde ele almak
gerekecek: (Aslında bu film üzerine yorum yazmak dahi başlı başına mesele.
Boşuna senaryo aramayın! diyen bir yapımla karşı karşıyayız zira.)
1-)
Sinema Salonu
Filmin açılışı, dev bir sinema
salonunun -az sonra hınca hınç doldurulacak olan- boş koltuklarına yapılan zoom
ile başlar. Adeta canlı olarak gösterilen salonumuzdaki koltuklar henüz açılı
değilir. Vertov, ani bir manevrayla projeksiyon odasına dikiz tutar. Filmin
çeşitli bölümlerinde sık sık karşımıza çıkacak olan kameramızı en ince
ayrıntısına dek bize gösterir. Çağının Rusyasında en önemli aydınlanma
vasıtalarından biri olarak görülen sinemanın "görsel" bir sanat
olarak uzam ve katmanlarını yansıtır bize rejisör. Bu müthiş görsel sanatımız
içerisinde, henüz kapalı olan ve açılmayı bekleyen koltuklar, bir noktaya
işaret eden metaforlardır: Salt alıcı olarak telakki edilegelmiş seyircinin
"edilgen" konumuna... Salondaki kurallara aynen riayet etmekle
yükümlü olan bu seyirci, huşu içerisinde kendisine verilen kurgu ve mizanseni
aynen kabul etmeli midir? demeye getiriyor Vertov usta. Sorunun cevabı
yukarıdaki paragrafta gizli.
İşte bu noktada sinema, salonu
tıka basa doldurmuş bu seyirci yığınları (ve de kent) ile bütünleşecek;
"devrimci dönüştürücülük" işlevini layıkıyla yerine getirecektir. Bir
büyük güçtür 7. sanat ve seyirci bu güce çok yakından şahadet etme
arefesindedir.
2-)
Uyanış
Dziga Vertov, salonun ardından
sokaklara doğrultur kamerasını. Bomboştur sokaklar... Şafak ağarmamış; işçiler
henüz kalkıp mesaiye başlamamıştır. Uyuyan bir kentten manzaralar verir bize
kameramız. Önce bir vitrindeki cansız mankene zoom yapılır. (Cansız manken,
tahmin edeceğiniz gibi hareketsizliği gösteren bir imgelemdir.)
Ve aynı anda verilen paralel/eşgüdümlü
iki sahne vasıtasıyla, kamera-gözün üzerine kurulduğu öğe olan
"hareket" başlamış olur kentte. Bu sahneler, lokomotif ve işçi bir
kadın oluyor. İşaret üzerine hareket eden trenleri, yatağından henüz kalkmış
işçi kız takip eder. Mahmur gözlerle etrafına bakan kız, şehirdeki
hareketliliğin ve "yaşamın" başladığının müjdecisidir.
Kameralı adam ve kadın birlikte uyanmışlardır!
3-) Üst üste
bindirilen planlar yöntemiyle, günlük yaşamdan çeşitli manzaralar ve kolajlar
yakalar kamera-göz. O günlük yaşam ki bir gayya kuyusunu andırmaktadır adeta:
İşleyen sanayi, felce uğramış yaşam...
Paralel ve diyagonal (çaprazlama) hareket eden, birbirini kesen tren ve tramvaylar; görüntüde müthiş bir armoni ve ahenk oluştururlar. Hareket eden telefon santralleri ve iş makinaları, bobinajlar, insanlar... Bu, Kamera-Göz'ün günlük yaşamın her alanına nüfuz ve sirayet ettiğinin göstergesidir şüphesiz!
İşte o günlük yaşamın her ritmini veriyor Dziga Vertov. Akıp giden kalabalık; evlenme ve boşanma dairelerinde sıra bekleyen çiftler; baraj/köprüler; çalışan makinalar ve tüten bacalar; sosyalizm ruhunu güçlendiren kolektivist sporlar (gülle atma, futbol, atletizm... görüntüleri yer alıyor filmde); proletaryanın kültürel ve sosyal ihtiyaçlarına cevap veren sinema salonları ve lokaller (Odessa Garı'ndaki Lenin Kulübü); her meşrepten insanın iç içe olduğu halk plajları... Ayrıca kimi sahneler aracılığıyla, işçi ve burjuva kadınlar arasındaki tenakuzu da gözler önüne serer film: Bir yanda manikür ve röfle yaptıran şehirli modern kadın; öte yanda emekçi halk kadınları...

Kameralı Adam, sosyalist
gerçekçiliğe adanmış bir yapımdır!
4-) Son aşamaya gelinmiştir artık: Sinema-Göz, doğal seyri içerisinde yakalayıp kaydettiği gerçeği/görüntüleri seyirciye ulaştırmalıdır. Ancak öyle bir ulaştırma olmalıdır ki bu, seyirci perdede gördüğü suretler ile kendini özdeşleştirebilmelidir. Film, başladığı yere yani projeksiyon odasına geri dönerek kapanışını yapar. Sonuç, gelenekten devrimci bir kopuş olmuştur!

"Zaman ve mekan, bir
noktada birleşmiş ve kendi düzenlerini kurmuşlardır. Kalabalık, film bobinleri
ve projektör; kurgu sayesinde ortak bir paydada buluşmuşlardır."
Deneysel ve dokümanter bir çalışma olan 'Kameralı Adam', sinemanın mihenk taşlarından biri kabul edilmektedir. Lütfen gereken değeri gösteriniz!

İmza: okaliptus80
(0) Yorum yaz!
Bu yazıyı paylaşın!
