Ocak 30, 2008 05:46, 2007
Mat {Vsevolod Pudovkin}
Devrim
Sineması / Dünyayı Sarsan Filmler (3)
Mat
{Ana} / Vsevolod Pudovkin – 1926
“...Yeryüzündeki bütün gerici kuvvetlerin, barış ve milli bağımsızlık
düşmanlarının, faşistlerin ve her çeşit yalancı, düzmece demokratların en
korktukları yazarlardan biri de Maksim Gorki olmuştur. Neden? Çünkü Maksim
Gorki, yalnız kendi halkına değil bütün halklara yurtlarını, hürriyeti, barışı
ve birbirlerini sevmeyi öğretir. Çünkü o, insanın/insanlığın geleceğinden,
güzel günler göreceğinden emindir. Çünkü o, emekçileri yeryüzünün gerçek ve
biricik efendisi sayar. Gorki, insanlar yaşadıkça yaşayacaktır. Çünkü
yeryüzünün en büyük şairidir!” (Nazım Hikmet)
Maksim Gorki, 'Ana' romanını
1906 yılında, yani devrimin 1 yıl sonrasında kaleme aldı. Yayınlandığının
ertesi dünyanın dört bir tarafında yankı uyandıran, tüm dillere çevrilip klasik
olan bu roman; sosyalist gerçekçi edebiyatın kurucusu sayılan bir yazarın, her
zamanki üslup ve içeriğinden izler barındırıyordu. Evet, Gorki'nin kitapları
her yaştan insanın rahatça anlayabileceği şekilde sade ve basit yazılmıştır. Ve
de onun eserlerinin olmazsa olmazlarından biri de "toplumcu" ve
hümanist bir perspektif taşıyor olmalarıdır: Sosyalist gerçekçilik ve devrim
düşüncesi yüceltilir; burjuvazi ve kurumları eleştiri bombardımanına tutulur.
İşçinin ve köylünün sesidir Gorki.
Mat (Ana), yayınlanışının 20.
yılında ünlü yönetmen Vsevolod Pudovkin tarafından perdeye aktarılmış; ortaya
çıkansa Devrim Sineması'nın bugün bile saygıyla anılan nadide bir köşe taşı
olmuştur. Olaylar 1905 ihtilali arefesinde geçer. İşçiler arasında henüz
gereken düzeyde bir örgütlenme ve bilinçlenme hali mevcut olmasa da, iyiden
iyiye kıpırdama durumları da yok değildir. Bu kıpırdamaların sebebi, Çarlığa
bağlı fabrika ve atölyelerdeki kötü/adaletsiz çalışma koşulları...
Filmdeki ailemiz ise üç kişiden
oluşmaktadır: Sarhoş bir baba (Vlassov); ev işleriyle uğraşan bilinçsiz anne
(Vlasova); politize olmuş genç oğlan (Pavel). Bir fabrika işçisi olan ve üstte
geçtiğim kötü koşullardan sıtkı sıyrıldığı görülen baba, teselliyi meyhane
köşelerinde aramaktadır. (Meyhane ve burada toplanan işçiler, en basitinden bir
biliçsizlik durumuna işarettir.)

---
Spoiler ---
Sınıfdaşları tarafından
"demir gibi sağlam ve güvenilir biri" olarak nitelenen ve fabrikadaki
-başarısızlıkla sonuçlanan- büyük grev dalgasında maşa olarak kullanılan
Vlassov, kapitalistler tarafından yakalanıp öldürülür. Kalan isyancılar çil
yavrusu gibi dağıtılır. Yanaşık düzen yürüyüşe geçen Çarlık askerleri,
fabrikadaki kontrol ve asayişi tekrar ele geçirir.
Evde ise matem havası vardır.
Vlassov'un naaşı önünde gözyaşları akıtan "Ana"mız, bir de Pavel şoku
ile sarsılacaktır. Filmdeki en politik karakter olan ateşli Bolşevik rolündeki
bu genç çocuk, fabrika sahibi kodamanlar ve emirleri altındaki silahlı Çarlık
kuvvetlerince isyancıların "elebaşı"sı olarak görülmektedir. Eve
baskın düzenleyen ve saklanan silahlara el koyan askerler, Pavel'i tutuklayıp
götürürler. Ana, cılız bir karşı koyuş sergilese de, politik bilince hâlâ
erişemediği gözlemlenmektedir. Pavel, mahkeme edilir ve hapse atılır.
(Duruşmadaki gözlüklü hanıma dikkat!)
---
Spoiler ---
Acılar insanı olgunlaştırır! Bu
dakikadan sonra bir kadının nasıl bilinçlendiğine ve uyandığına; oğlunun
bıraktığı bayrağı devralıp sınıf mücadelesinin yılmaz bir neferine dönüştüğüne
tanıklık edeceğiz. Kendini oğluna adamış bu yaşlı halk kadını, nihayet devrim
idealinin bilincine varmaya başlamıştır.
"1 Mayıs 1905'te, işçiler
ve halk birleşecek, hapishanede bulunan sınıfdaşlarını oradan
kurtaracaklardır!"
Umudun, mücadelenin ve zorbalığa
isyanın simgesidir Ana... Bolşevizme adanmış bir sinema destanıdır Ana...
Lütfen izleyiniz!

Vsevolod Pudovkin
NOT: Romanı
okumuş ve filmi izlemişseniz, ana ve oğul arasındaki ilişkinin -romana nazaran-
epeyce bir sathi tutulup geçiştirilmiş olduğunu; romanda Pavel'in eve sakladığı
"zararlı" materyal kitap iken, filmde ise bu materyalin iki adet
revolver tabanca ile ikame edildiğini fark etmişsinizdir.
Ruhun şad olsun Niovna - Vlasova
"ANA"!
Sosyalizm... Bir gün mutlaka!
İmza: okaliptus80
(1) Yorum yaz!
Bu yazıyı paylaşın!
