Sevdiğim Replikler 4 - KLASİK ve KÜLT FİLMLER - Blogcu


Mayıs 19, 2007 18:47, 2007

Sevdiğim Replikler 4


“İnsanoğlu dinle!

Domenico burada, Bagno Vignoni'nin delisi.

Hayır, onun deli olmadığını biliyorum.

Öyleydi, bunu anlayacaksın.

O burada, Roma'da, bir gösteri için.

Üç gündür konuşmalar yapıyor.

Nasıl gidiyor?

Kalbin nasıl?

Bilmiyorum, sınıra dayandım.

İçimde hangi atam konuşuyor?

Hem aklımda hem de bedenimde...

Aynı anda ayrılamam.

Bu yüzden tek kişi olamıyorum.

Kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum.

Fazla büyük usta kalmadı.

Zamanımızın gerçek kötülüğü budur.

Kalbin yolları gölgelerle kaplanmış.

Yararsız görünen seslere kulak vermeliyiz.

Okul duvarları, asfalt ve refah reklamlarının

Uzun kanalizasyon boruları ile dolu beyinlere

Böceklerin vızıltıları girmeli.

Her birimizin gözlerini ve kulaklarını

Büyük bir rüyanın başlangıcı olan şeylerle doldurmalıyız.

Birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı.

Yapmamamızın bir önemi yok!

O isteği beslemeliyiz...

Ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz...

Sınırsız bir çarşaf gibi.

Dünyanın ilerlemesini istiyorsanız...

El ele vermeliyiz.

Sözümona sağlıklıları...

Sözümona hastalarla karıştırmalıyız.

Siz sağlıklı olanlar!

Sağlığınız ne anlama gelir?

İnsanoğlunun bütün gözleri, içine,

Daldığımız çukura bakıyor.

Özgürlük faydasızdır...

Eğer gözlerimizin içine bakmaya,

Yemeye, içmeye ve

Bizimle yatmaya cesaretiniz yoksa!

Dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler,

Sözümona sağlıklı olanlardır.

İnsanoğlu dinle!

Senin içinde su, ateş

Ve sonra kül...

Ve külün içindeki kemikler.

Kemikler ve küller!

Gerçekliğin içinde veya...

Hayalimde değilken, ben neredeyim?

İşte yeni anlaşmam:

Geceleri güneşli olmalı...

Ve Ağustos da karlı.

Büyük şeyler sona erer...

Küçük şeyler baki kalır.

Toplum böylesine parçalanmaktansa

Yeniden bir araya gelmeli.

Sadece doğaya bak

Hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin.

Bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz...

Yanlış tarafa döndüğümüz noktaya.

Hayatın ana temellerine geri dönmeliyiz...

Suları kirletmeden…

Deli bir adam size

Kendinizden utanmanızı söylüyorsa

Ne biçim bir dünyadır burası!

Şimdi müzik

Müzik!
Ah… Anne!

Başının etrafında dolaşan

Ve sen güldükçe berraklaşan

O hafif şey havaymış.” (Nostalghia - Nostalji, Andrei Tarkovsky)

Ve büyük bir deprem oldu

ve güneş zifir gibi karardı

ve ay kan gibi oldu

ve gökyüzünün yıldızları dünyaya düştü;

tıpkı incir ağacının sert rüzgarda

olgunlaşmamış incirlerini

toprağa dökmesi gibi

ve gökyüzü tomarın bir kıvrılması gibi

parçalara ayrıldı

ve tüm dağlarla adalar

yerlerinden oynadılar

ve dünyanın krallarıyla büyük adamlar

ve zenginler ve güçlüler ve her özgür adam

kendilerini mağaralara ve dağların taşlarına

sakladılar
ve dağlara ve kayalara dediler ki:

üzerimize düşün

ve bizi tahtta oturanın hışmından gizleyin.

Çünkü O’nun öfkesinin günü geldi.

Fakat O’nun azabına kim dayanabilir ki?” (Stalker – İz Sürücü, Andrei Tarkovsky)


“Her şey olabilir, her şeyi mümkün kılabilirsin; ama önce diz çökmelisin.” (“Kilise Görevlisi”, Nostalghia - Nostalji, Andrei Tarkovsky)


“Özgür olmak için sınırı geçiyorlar. Ama sınırın bittiği yerde bir yenisi başlıyor. Bu çamur çukurunda dünya iyice küçülüyor.” (“Asker”, To Meteoro vima tou pelargou - Leyleğin Geciken Adımı, Theo Angelopoulos)


— Daha önce tanışmıştık, değil mi?

— Sanmıyorum. Nerede tanıştığımızı düşünüyorsun?

— Evinde. Hatırlamıyor musun?

— Hayır. Hayır, hatırlamıyorum.

— Emin misin?

— Tabii ki.

— Aslında, şu an oradayım.

— Ne demek istiyorsun? Şu an neredesin?

— Senin evinde.

— Bu çılgınlık!

— Beni ara! Numaranı çevir. Devam et!

— Burada olduğumu söylemiştim.

— Bunu nasıl yaptın?

— Bana sor!

— Evime nasıl girdin?

— Beni sen davet ettin. İstenmediğim bir yere gitmek adetim değildir.

— Kimsin sen?

— Hmm. Telefonumu geri ver. Seninle konuşmak bir zevkti. (Lost Highway - Kayıp Otoban, David Lynch)


Amerika’ya güveniyorum. Servetimi Amerika sayesinde yaptım. Ve kızımı da bir Amerikalı gibi yetiştirdim. Ona özgürlük verdim; ama ailesinin onurunu zedeleyecek bir şey yapmamasını öğrettim. İtalyan olmayan bir erkek arkadaş buldu. Onunla beraber sinemaya gitti. Geceleri geç geldi. Karşı çıkmadım. İki ay önce diğer bir erkek arkadaşıyla kızımı gezmeye götürdüler. Kızıma viski içirmişler. Ve sonra ondan faydalanmaya kalkmışlar. Kızım karşı koymuş. Ve onurunu korumuş. Bu yüzden onu bir hayvan gibi dövmüşler. Hastaneye gittiğim zaman gördüm ki burnu kırılmış, çenesi parçalanmıştı. Çene bir telle tutturulmuştu. Çektiği acı yüzünden ağlayamıyordu bile. Ama ben ağladım. Neden mi ağladım? O benim hayatımın ışığı idi. çok güzel bir kızdı. Ama asla bir daha güzel olamayacak. Üzgünüm. Ben iyi bir Amerikalı gibi polise gittim. İki çocuğu mahkemeye çıkardılar. Yargıç onları üç yıl hapse mahkum etti. Ama daha sonra cezalarını erteledi. Cezalarını erteledi! Yani o gün ikisi de serbest bırakıldılar. Mahkeme salonunda aptal gibi kalakaldım. Ve o iki serseri bana bakıp gülümsediler. O zaman karıma dedim ki: Adalet için Don Corleone’ye gitmeliyiz.”(“Amerigo Bonasera”, The Godfather, Francis Ford Coppola)


“Dostlarına yakın ol; ama düşmanlarına daha da yakın ol.” (“Don Vito Corleone”, The Godfather, Francis Ford Coppola)


"Benim adımı bilmek istemezsin. Ben senin adını bilmek istemiyorum. Gladyatörler arkadaş olmaz." (“Draba”, Spartacus, Stanley Kubrick)


"Barry, geleceğini elde edebilecek kadar zeki doğan ama bunu koruyamayacak kadar yeteneksiz biriydi." (“Michael Hordern”, Barry Lyndon, Stanley Kubrick)


“Ne zaman öleceğimizi bilmediğimiz için hayatı hep sürecek sanırız. Oysa insan hayatında her şey birkaç kez olur. Çocukluğunuzda yaşadığınız bir günü kaç kez anımsayacaksınız? Varlığınızın bir parçası olan ve onsuz yapamayacağınız bir günü? Belki dört, belki beş kez daha… Dolunayı kaç kez daha göreceksiniz? Yirmi mi? Oysa her şey insana sonsuza dek sürecekmiş gibi gelir.” (“Dışses” / Paul Bowles, The Sheltering Sky - Çölde Çay, Bernardo Bertolucci)


“Bir dakika. Doğruyu söyleyin, hala oyunda mıyız?” (Exiztens - Varoluş, David Cronenberg)


“Ben gitmeliyim; çünkü dünyaya dönmem gerekiyor.” (“Alvy”, Annie Hall, Woody Allen)


“Hayatta en üzücü şey, insanın yeteneğini harcamasıdır. Yeteneğinize sahip çıkın.” (A Bronx Tale - Günaha Davet / Bronx Hikayesi, Robert de Niro)


“Bak, bir şeyi açıklığa kavuşturalım. Ben Bay Lebowski değilim. Sen Bay Lebowski’sin. Ben Ahbap’ım. O yüzden bana Ahbap de. Ahbap Hazretleri de olabilir. Ya da Los Ahbapos; yani eğer basit takılmak istemiyorsan…” (“Ahbap”, The Big Lebowski - Büyük Lebowski, Joel & Ethan Coen Kardeşler)


“Gangsterler başkaları gibi değildi; yani ne arzu ederlerse yapıyorlardı. Yangın musluklarının önüne iki sıra park ediyorlardı ve kimse onlara ceza kesmiyordu. Sabaha dek kart oynadıklarında kimse polisi çağırmıyordu.” (“Henry Hill”, Goodfellas - Sıkı Dostlar, Martin Scorsese)


“Tıpkı aşkta olduğu gibi bir sanı beliriyor insanın içinde, hiç unutamayacağı sanısı, ben de hiç unutamayacağım sanmıştım Hiroşima'yı bu yüzden. Tıpkı aşkta olduğu gibi.” (“Kadın”, Hiroshima Mon Amour - Hiroşima Sevgilim, Alain Resnais)


“Fellini’nin filmini geçen perşembe gördük. Aslında en iyilerinden biri değildi. Birleştirici bir yapıdan yoksundu, filmin bir bütünlüğü yoktu. Fellini ne söylemek istediğine tam anlamıyla karar verememiş sanki. Ben her zaman onun ‘teknik’ bir yönetmen olduğunu düşünmüşümdür. Elbette ki ‘La strada’ harika bir filmdi. Her şeyden önce o filmdeki negatif imge kullanımına hayran kalmışımdır.” (“Sıradaki Adam”, Annie Hall, Woody Allen)


“Bu gece hiç yıldız yok. Birlikte ruhlarımız uçuralım.” (“Tess Durbeyfield”, Tess, Roman Polanski)


“Çok uzun yaşadım; ama asla bir İskender olmayacağım.” (“Ptolome”, Alexander - Büyük İskender, Oliver Stone)


“İnsanın günah işlediğini bilmesi için Papa’nın sözü gerekmez.” (“8. Henry”, A Man For All Seasons - Her Devrin Adamı, Fred Zinnemann)


“Kimse insanları göz önünde bulundurmuyor. Hükümetler bunu yapmıyor, biz niye yapalım? Onlar, insanlar ve işçi sınıfından bahsediyorlar; bense salaklar ve avanaklardan… İkisi aynı şey. Onların da beş yıllık planları var, benim de…” (“Lime”, The Third Man - Üçüncü Adam, Carol Reed)


“Gözlerim kapalı sana bakıyorum. Kulaklarım mühürlü seni dinliyorum. Ağzım yok ama sana yalvarıyorum.” (“Aleksandre”, Mia aioniotita kai mia mera / Eternity and a Day – Sonsuzluk ve Bir Gün, Theo Angelopoulos)


“Şehit bir aziz, savaşta daha tehlikelidir.” (Ivan Grozniy / Ivan the Terrible - Korkunç İvan, Sergei Eisenstein)


“Zengin birine aşık olmak, fakir birine aşık olmaktan her zaman daha kolaydır.” (“Lorelei Lee”, Gentlemen Prefer Blondes - Erkekler Sarışınları Severi Howard Hawks)


“Uyumak üzücüdür, insanları birbirinden ayırır. Beraber uyusanız bile uyurken tamamen yalnızsınızdır.” (“Patricia”, A bout de souffle - Serseri Aşıklar, Jean-Luc Godard)

Yazan: sinefil78


<<Önceki Sayfa |69/126|Sonraki Sayfa>>
Bu yazıyı paylaşın!

  1. Yazan: sizofrenaksamlar | Tarih: Mayıs 20, 2007 Saat: 05:07
    Konu: sığınak...
    bir örtü...bir mağara...bir senfoni...yalnızlığın en masum hali...umarsız zamanların tek sığınağı...UYKU...
    uyuyamayanların imrendiği tek gerçek, zahiri olan.

    Bağlantı >

  2. Yazan: RodaUyanik | Tarih: Kasım 21, 2007 Saat: 02:14
    Konu: merhaba
    kadın;susma
    adam;bakma suskunluğuma senle doluluğumdandır.
    Bu replik hafızamı kemiriyor daha doğrusu gerçekte böyle bir replik var mı bilmiyorum.Sen bilmiyorsan demek ki yok böyle bir replik.Yardımcı olur musun?

    Bağlantı >

  3. Yazan: sinefil78 | Tarih: Kasım 21, 2007 Saat: 10:30
    Konu: Replik
    Vallahi bilmiyorum. Çalıştığımız yerden sorsana be Roda ;)

    Belki anımsayan birileri çıkar, dur bakalım :)

    Bağlantı >

  4. Yazan: Roda | Tarih: Kasım 22, 2007 Saat: 04:45
    Konu: Selam
    Neden bu kadar önemli diyebilirsin,haliyle düş ve gerçek birbirine geçmiştir hafızada bir zamanda.Sen bilmiyosan demek ki yok böyle bir replik.Sen bilmezsen başkası mı bilecek:)sanmıyorum.

    Bağlantı >