Mart 3, 2007 22:30, 2007
Selvi Boylum Al Yazmalım
“Bir Türk filmi dünyanın diğer ülkelerinin filmlerinden ilk bakışta ayrılabilirse, onun evrensel olma şansı da o kadar artıyor. Çünkü siz kendi kültür birikiminizle, kendi kaynaklarınızla, dünya kültürü üzerine yeni bir taş koyabiliyorsanız, yeni bir ufuk açabiliyorsanız, o zaman özgün bir şey yapmış oluyorsunuz ve insanlar sizi kabul ediyor. Çünkü siz onlara yeni bir ufuk açmış oluyorsunuz, yeni bir tat getirmiş oluyorsunuz. Bu yapılmadığı sürece bence evrensel olmanın da imkânı yok.” Atıf Yılmaz

Atıf Yılmaz’ın Anısına Saygıyla…
İçmonolog ve Diyaloglardan Çağrışımlarla…
“Sevgi neydi? Sevgi insan eliydi, sevgi iyilikti, sevgi emekti.” (Asya)
Asya’nın (Türkan Şoray) tiradı, İlyas’ın (Kadir İnanır) vefasızlığına direkt bir yanıttır burada. Şiir gibi kulaklarda çınlayan bu içmonolog; seyirciye dönüktür, seyirciden yorum bekler.
Sevgiyi emek gibi kutsal bir sözcükle ilişkilendiren bu naif bakış açısı, dolaylı yoldan maddi yaşam pratiklerine de vurgu yapar. İlyas, Asya’yı, beraberinde de Samet’i -yani oğlunu- terk etmiştir. Asya’yı -savunmasız bir kadını- “yarım” bırakmıştır. Ondan “sevgi”sini çekince Asya’nın kolu kanadı kırılmıştır. “Yarım” kalan Asya; Cemşid’e (Ahmet Mekin) sığınmış, “bütünlüğe” ulaşmaya çabalamaktadır. İlyas tertemiz “sevgi” için yeterince emek vermemiştir.
Şöyle der İlyas, içinden: “Gözlerime bak sevdiğim, gözlerime bak. Seni çok özledim.”
Özlemiştir Asya’yı İlyas, hem delicesine seviyordur; fakat Asya’nın belirttiği üzere “Cemşid, kaderlerini çizmiştir.”
Üstelik Asya’nın, “Samet ona baba demişti, Cemşid’i babalığa seçmişti.” sözleri hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını belli eder. Yani ok yaydan çıkmıştır artık, geriye dönüşün mümkünü yoktur.
Yine de içinden şöyle geçirir Asya: “Hala seviyorum, unutamamışım belli ki.”
Sanki Asya’yı işitmiş gibi Cemşid de şöyle soruyordur içinden: “İlk kocasını unutabilir mi?” Ve ekler: “Hala onu bekliyor.”
Tereddüt devam ediyor, Asya’nın içinde fırtınalar kopuyordur: “Çekip gitsem diyordum… Yeni bir hayata başlamak istiyordum”… “Neden döndün buralara? Ne yaparım ben şimdi. Allahım, ne yaparım?”
Ağlar, sessizce ağlar Asya.
Ve eyvah, Samet girer devreye:
—Bu amca kim anne?
“Yapamıyorum” der içinden Asya.
İlyas’a -babası olduğunu bilmediği adama- şöyle sorar Samet:
—Başına n’oldu, seni dövdüler mi?... Adın ne senin?
—İlyas
—Babamın arkadaşı mısın?
İçinden “Oğlum!” der İlyas.
Bu kez;
—Oğlunuz mu? diye sorar İlyas, Cemşid’e.
(Arafta kamıştır İlyas)
—Oğlum der Cemşid.
Ve İlyas, şöyle sorar kendine: “Kimim ben, neyim?” Bu soru, varoluş sebebini aşk ve birliktelikle, dolayısıyla ailenin “birleştirici” yapısıyla açıklayan bir duruma işaret eder. Giderek kimlik kargaşasına da dönüşür. İlyas kimdir? Samet’in “amca” dediği biri midir? Yoksa Samet’in gerçek babası mıdır? Aradan geçen zaman kan bağını silip atmış mıdır?
Aslında her şey olması gerektiği gibidir.
Geriye dönüşün mümkünü yoktur ve nitekim öyle olur.

Film farklı bir “mutlu son”la biter.
(2) Yorum yaz!
Bu yazıyı paylaşın!
Yazan:
SEVGİ
| Tarih:
Mart 18, 2007 Saat: 11:14
Konu: sevgi emektir
insan sevdiği şeye değer ve emek verir.Sevginin en büyük göstergesi budur.ötesi boş laftır.film bunu çok güzel anlatmış...BAŞKA SÖZE NE HACET
Yazan:
murat..
| Tarih:
Mart 25, 2008 Saat: 20:42
Konu: kadir inanırın fanatigiyim ben? bir görüşebilsem ulaşabilsem..
selamlar...yıllarca izliyorum selvi boylum al yazmalımı ben,yinede bıkmıyorum şimdi olsa gene izlerim harika süper bir film.teşekkür ederim bu filme emegi geçen herkese saygılar...ayrıca kadir inanıra çok benzerim gençligine?adamın biri çıkmış ugur soy ismini unuttum çok benziyomuşta bilmem ne de?ALAKASI YOK ARKADAŞLAR.demekki beni görseler şok olacaklar:))msnm gecekusu0660@hotmail.com bana ulaşabilirsiniz hoşçakalın,,,
